Lojman hukuku
Sel gider, kum kalır; sel dünkü gözaltılardır.Kum da lojman hukukudur; açmaya çalışacağım.
Mehmet Altan’ın dün yazdığı gibi 2008 senesinin hiç kuşkusuz en önemli olayı Ergenekon soruşturmasının geldiği aşamadır.
Son Ergenekon gözaltıları da, kimileri dalga, kimileri sel, kimileri tsunami der, bu çok hayati meselenin 2009’da da gündemde olacağını ortaya koymuştur.
Gözaltına alınan kişilerin suçlu ya da masum olduklarına karar verecek durumda değiliz; umarım yargı evrensel hukuk kriterlerine göre işler, her yönden gelebilecek politik baskılara gözünü kapatır ve çıkacak sonuç daha özgür, daha güvenli bir Türkiye istikametinde olur.
Yine umarım bu davanın sonucunda Mumcu, Kışlalı gibi cinayetler artık faili meçhul olmaktan çıkar.
Aslında Türkiye’de faili meçhul cinayet de pek yoktur; bir cinayetin faili meçhul ise adres çok bellidir.
Ergenekon davası evrensel hukuk kriterlerine göre, Türkiye’nin sözde farklılıkları, mesela düşman (!!!) komşular olgusu, çok özel (!!!) coğrafi, stratejik koşulları falan dikkate alınmadan sonuçlanırsa sel de hukuk mecrasında akar gider.
Ama geriye muhtemelen hukuk mecrasına oturtulması çok daha zor bir kum gerçeği kalacaktır.
MGK eski Genel Sekreteri Orgeneral Sayın Tuncer Kılıç ve başka bir Orgeneral Sayın Kemal Yavuz Çarşamba sabahı bir mahkeme kararına dayanılarak gözaltına alınıyorlar ama bu iki emekli orgeneral askeri lojmanlarda ikamet ettikleri için mahkeme kararının uygulanması için Genelkurmay’ın izni gerekiyor; Genelkurmay’ın ilgili birimi gerekli izni veriyor ve ancak böylece yargı kararı uygulanabiliyor.
İşin türkçesi, Genelkurmay gerekli izni vermese iki emekli paşanın gözaltına alınması yargı kararına rağmen mümkün olamayacak.
İşin biraz daha türkçesi ise çağdaş, laik, demokratik hukuk devleti ülkemizde yargı kararlarının doğrudan uygulanamayacağı coğrafyaların varlığı.
Yargı kararlarının doğrudan uygulanabilmesi için silahlı devlet bürokrasisinin izninin gerektiği coğrafyaların varlığı ise Ergenekon meselesinin sel sonrası kalacak kum tarafıdır.
Dünyanın başka çağdaş bir ülkesinde acaba yargı kararlarının emekli bir paşa için doğrudarn uygulanamadığı coğrafyalar var mıdır?
Yoksa ‘sözde bize özgü çağdaşlık, muasır medeniyet’ yargı kararlarının emekli paşalara doğrudan uygulanamadığı alanlar, lojman hukuku mu yaratmaktır?
Ergenekon meselesinin yegane panzehiri Avrupa Birliği tam üyeliğidir.
Avrupa Birliği’nin özü de yargı kararlarının doğrudan uygulanamadığı, bir bürokratın iznine konu olduğu alanları, coğrafyaları, hukuk dışı adacıkları sıfırlamaktır.
Ergenekon meselesinin özü, ergenekoncuların temel derdi ise ülkemizde evrensel hukukun kendilerine uygulanmadığı adacıklar yaratmaktır.
Ergenekoncuların ortak paydasının AB karşıtlığı olması bu açıdan son derece normaldir, rasyoneldir, tutarlıdır.
Ergenekoncuların ortak söylemi ‘biz AB’ye karşı değiliz ama hukuk dışı adacıklarımızın korunması şartıyla’ dır.
AB sürecinin özü ise hukuk denizinde hukukun uygulanmadığı adacık bırakmamaktır.
Ergenekon çetesini kalıcı olarak yenmek AB tam üyeliğiyle mümkün olabilecektir.
Çarşamba günü yaşananların en önemli yanı iki emekli paşanın lojmanlarından yargı kararıyla gözaltına alınabilmesi için bürokrasiden izin alınmış olmasıdır.
Gözaltılar seldir, lojman hukuku ise kumdur.
Önemli olan iznin verilmiş olması değil, böyle bir izin müessesesinin varlığıdır.
Son Ergenekon gözaltıları da, kimileri dalga, kimileri sel, kimileri tsunami der, bu çok hayati meselenin 2009’da da gündemde olacağını ortaya koymuştur.
Gözaltına alınan kişilerin suçlu ya da masum olduklarına karar verecek durumda değiliz; umarım yargı evrensel hukuk kriterlerine göre işler, her yönden gelebilecek politik baskılara gözünü kapatır ve çıkacak sonuç daha özgür, daha güvenli bir Türkiye istikametinde olur.
Yine umarım bu davanın sonucunda Mumcu, Kışlalı gibi cinayetler artık faili meçhul olmaktan çıkar.
Aslında Türkiye’de faili meçhul cinayet de pek yoktur; bir cinayetin faili meçhul ise adres çok bellidir.
Ergenekon davası evrensel hukuk kriterlerine göre, Türkiye’nin sözde farklılıkları, mesela düşman (!!!) komşular olgusu, çok özel (!!!) coğrafi, stratejik koşulları falan dikkate alınmadan sonuçlanırsa sel de hukuk mecrasında akar gider.
Ama geriye muhtemelen hukuk mecrasına oturtulması çok daha zor bir kum gerçeği kalacaktır.
MGK eski Genel Sekreteri Orgeneral Sayın Tuncer Kılıç ve başka bir Orgeneral Sayın Kemal Yavuz Çarşamba sabahı bir mahkeme kararına dayanılarak gözaltına alınıyorlar ama bu iki emekli orgeneral askeri lojmanlarda ikamet ettikleri için mahkeme kararının uygulanması için Genelkurmay’ın izni gerekiyor; Genelkurmay’ın ilgili birimi gerekli izni veriyor ve ancak böylece yargı kararı uygulanabiliyor.
İşin türkçesi, Genelkurmay gerekli izni vermese iki emekli paşanın gözaltına alınması yargı kararına rağmen mümkün olamayacak.
İşin biraz daha türkçesi ise çağdaş, laik, demokratik hukuk devleti ülkemizde yargı kararlarının doğrudan uygulanamayacağı coğrafyaların varlığı.
Yargı kararlarının doğrudan uygulanabilmesi için silahlı devlet bürokrasisinin izninin gerektiği coğrafyaların varlığı ise Ergenekon meselesinin sel sonrası kalacak kum tarafıdır.
Dünyanın başka çağdaş bir ülkesinde acaba yargı kararlarının emekli bir paşa için doğrudarn uygulanamadığı coğrafyalar var mıdır?
Yoksa ‘sözde bize özgü çağdaşlık, muasır medeniyet’ yargı kararlarının emekli paşalara doğrudan uygulanamadığı alanlar, lojman hukuku mu yaratmaktır?
Ergenekon meselesinin yegane panzehiri Avrupa Birliği tam üyeliğidir.
Avrupa Birliği’nin özü de yargı kararlarının doğrudan uygulanamadığı, bir bürokratın iznine konu olduğu alanları, coğrafyaları, hukuk dışı adacıkları sıfırlamaktır.
Ergenekon meselesinin özü, ergenekoncuların temel derdi ise ülkemizde evrensel hukukun kendilerine uygulanmadığı adacıklar yaratmaktır.
Ergenekoncuların ortak paydasının AB karşıtlığı olması bu açıdan son derece normaldir, rasyoneldir, tutarlıdır.
Ergenekoncuların ortak söylemi ‘biz AB’ye karşı değiliz ama hukuk dışı adacıklarımızın korunması şartıyla’ dır.
AB sürecinin özü ise hukuk denizinde hukukun uygulanmadığı adacık bırakmamaktır.
Ergenekon çetesini kalıcı olarak yenmek AB tam üyeliğiyle mümkün olabilecektir.
Çarşamba günü yaşananların en önemli yanı iki emekli paşanın lojmanlarından yargı kararıyla gözaltına alınabilmesi için bürokrasiden izin alınmış olmasıdır.
Gözaltılar seldir, lojman hukuku ise kumdur.
Önemli olan iznin verilmiş olması değil, böyle bir izin müessesesinin varlığıdır.
Bu haber toplam 204 kez okundu.
Döviz
Alış
Satış
USD
1.5190
1.5263
AUD
1.3922
1.4013
DKK
0.28077
0.28215
EUR
2.0997
2.0881
GBP
2.2999
2.3119
CHF
1.4292
1.4384
SEK
0.21404
0.21627
CAD
1.4885
1.4952
KWD
5.2253
5.2941
NOK
0.26019
0.26194
JPY
1.6757
1.6868
Döviz
Parite
USD/AUD
1.0892
USD/DKK
5.4095
USD/CHF
1.0611
USD/SEK
7.0574
USD/JPY
90.48
USD/CAD
1.0208
USD/NOK
5.8269
EUR/USD
1.3757
GBP/USD
1.5147
KWD/USD
3.4686
En düşük emeklilik yaşı nerede?Asaf Hoca'nın işsizlik verileriİşte geleceğin otomobiliAsgari ücret düşüyor mu?Sahiplerini zengin eden adreslerMemurlar dikkat! Maaşınız kesilebilirBeden öğretmenine çifte maaşAnkaralılar bu habere üzülecek!İranlılar Avrupalı'dan bonkör çıktıIMF ile ilişkileri kopartan 5 neden!Arazide ikinci dev ihale yapılacakVolkswagen'i şok eden kar!Patronlar bu kulüp için yarışacakPiyasalar Türkiye'ye güven aşıladıÜlker, 1.400 kişiyi işe alacak
Asgari ücret düşüyor mu?Ankaralılar bu habere üzülecek!Beden öğretmenine çifte maaşAsaf Hoca'nın işsizlik verileriEn düşük emeklilik yaşı nerede?İngiltere memur maaşlarını donduruyor!İşte geleceğin otomobiliIMF ile ilişkileri kopartan 5 neden!İranlılar Avrupalı'dan bonkör çıktıTürkiye'de en az ve en çok doktor olan illerÇin'den Obama'ya sert tepkiGaranti'den bir faiz indirimi dahaŞubat ayı faturasını almayacakSahiplerini zengin eden adreslerVolkswagen'i şok eden kar!
12Mart










