Gazze’de yaşanan acı ve ıstırabı anlamak için öncelikle insanlık erdemi ve değerlerini özümsemiş ferd olmaya, sonra da duyarlı ve hassas bir kalbe sahip olmaya ihtiyaç vardır.
Aylardır abluka ve ekonomik ambargo altında sadece ve sadece hayatta kalma ve hayata tutunma mücadelesi veren Gazze’deki Filistinli Müslümanlar; “Öz vatanlarında garip, öz vatanlarında parya”laştırma emellerine karşı dimdik ayakta kalma mücadelesi verdikleri, kendilerine hayat hakkı tanımayan Orta Doğu’nun Şımarık Çocuğu, dünyanın en güçlü silah ve harp teknolojisine sahip ABD’nin şartsız destekçisi işgalci ve baskıcı Siyonist İsrail’e direndikleri için topyekun SOYKIRIM’a uğruyorlar.
Özelde İslam Dünyası, genelde ise tüm insanlık bu soykırımı vicdanlarının sesini bastırmak için cılız tepkilerle başdan salmaya çalışıyorlar. Dünya tepki vermedikçe de vahşi Siyonistler hunharca işleye geldikleri devlet terörünün şiddetini artırmakta ve önüne gelen her şeyi hedef ayrımı gözetmeksizin öldürmekte, yakıp yıkmakta, tahrip etmekte ve daha da önemlisi bütün bunları kendileri yapmıyormuşcasına dünya kamuoyuna pişkin pişkin yalan söylemeye devam etmektedirler.
Önümüzdeki günlerde Filistin lideri Mahmut Abbas’ın görev süresinin dolacak olması ve Filistin’deki Devlet başkanlığı seçimlerinin geleceği; aynı şekilde İsrailde de genel seçimlerin olması ve muhalefetin hükümeti Filistinlilere karşı yumuşak olmakla!!! suçlayarak aşırı Yahudi gruplarından oy devşirme kaygıları, onun için de daha düne kadar İsrail’in 1967 yılında işgal ettiği toprakları eski sahiplerine iade etmesi ve kalıcı bir barış yapması düşüncesini dile getiren Ehud Olmert ve Dışişleri Bakanı Tzipi Livni gibi politikacıların bir anda vahşete bürünmelerine neden olduğu görülmektedir.
Siyasi hesaplar, sahipleri nezdinde ne kadar önemli ve büyük olursa olsun, insanlığın ulaştığı yüksek değerler itibari ile hiçbir zaman bir çocuğun , bir kadının, bir yaşlının bir gencin, bir erkeğin… Kim olursa olsun bir insanın kanı, kolu, bacağı, ve daha da önemlisi hayatından daha büyük öneme sahip olamaz. Böyle bir şey olmamalıdır da. Olması halinde ise bunu yapan insanların öncelikle insanlıkları sorgulanır.
Ondan sonra da Hastalıklı Bir Ruh haline sahip oldukları için toplumdan tecrit edilerek toplumun diğer fertlerinin zarar görmesi engellenmeye çalışılır. Ama bunu yapan İsrail Devleti olunca kimse bir şey yapamıyor, en azından şimdilik.
İçinde bulunduğumuz soğuk kış günlerinde zaten soğuğa, yokluğa, kıtlığa mahkum edilmiş olan Gazze’li Müslümanlar , katliamda bugüne kadar 500’ün üzerinde şehit ve 2500’ün üzerinde yaralı vererek kaybettikleri umut ışıklarını bekleye dursun; insanlığın yüksek değerlerini temsil eden medeni dünyanın temsilcileri sıcacık dünyalarında yeni yıl kutlamalarının mahmurluğunu atmaya çalışmakta, viskilerini yudumlayarak durum değerlendirmesi yapmakta ve katliamın müsebbibini Hamas olarak ilan etmektedirler.
Filistin’de sanki her şey yolunda gidiyordu! İsrail bölgeye barış getirmişti! Yine İsrail Filistin’e zamanın Düvel-i Muazzama’sının desteği ve türlü entrikalar ile gelip işgal etmemişti! Yetmiyormuşcasına geldiği günden beri bölge halkına yapmadığı zulüm ve işkenceyi bırakmamış, hayat hakkı tanımamıştı da Hamas durduk yere ortalığı şenlendirmek için bir avuç macera peres insanlar tarafından toplumun rahatını bozmak için ortaya çıkmıştı!
Sonuç olarak Ortadoğu’ya barış gelmesi için öncelikle İsrail’i yöneten Siyonist zihniyete sahip elitlerin tavır ve tutumlarını, felsefelerini adam gibi gözden geçirmeleri; canice ve vahşice izledikleri politikaların bölgedeki ateşi söndürmeyeceğini tam tersine şiddetini daha da artıracağını bilmelerinden geçmektedir. Bölgede izlenilen politikalar ve altmış küsur yıldır elde edilenler belli. Ama sürdürlebilir başarı ve kalıcı barıştan eser yok. Bu tavır sürdüğü sürece de sonuç değişmeyecek. Sadece ama sadece kan ve göz yaşı bir gün onları da boğacak.
“Keser döner sap döner, bir gün gelir hesap döner.” İşte o gün geldiğinde hak ve hukuka ihtiyaç duyacak olanların bugünden bu hak ve hakikat zeminine dayalı sistemin neşvünema bulması için bir şeyler yapmaları lazım değil mi? Ama bunun için de insanlığın yüksek değerlerini birilerinin haykırması gerekmez mi? Hatta birilerinin bu yüksek değerler adına bu acıya son vermesi için müdahil olması gerekmez mi?
