Dünyada birçok gazete bugün manşetlerini ve ilk sayfalarını, İsrail’in Gazze saldırısıyla ilgili haberlere ayırdı. En dikkat çekici haberlerden birini ise İsrail saldrılarında kendi babasını kaybeden Independent gazetesi muhabiri yazdı.
İngiliz Independent gazetesinin manşetinde, İsrail’in kara saldırısında babasını kaybeden gazetenin Gazze muhabiri Fares Ekrem’in kişisel trajedisine yer veriliyor. Ekrem’in babası Ekrem el Gül, çiftlik evindeyken, kara saldırısına girişecek İsrail birliklerine yol açmak için bölgeyi bombalayan bir İsrail F-16’sının attığı füzeyle ölmüş.
BABA OLACAKTIM, BABAMI KAYBETTİM
Fares Ekrem olayın ardından şu satırları yazıyor: “Acımda, bir intikam arzusu yok. Çünkü beyhude olacağını biliyorum. Ama aslında, yas tutan bir oğul olarak İsraillilerin terörist olarak tanımladıklarıyla, Gazze’yi işgal eden İsrailli pilotlar ve tank personeli arasında fark görmekte zorlanıyorum. Babamı parçalarına ayıran pilotla, küçük bir roket ateşleyen militan arasındaki fark ne? Bu soruya bir yanıtım yok, ama tam ben baba olmak üzereyken, babamı kaybettim.”
FİSK ‘İSRAİL ALTIN TABAKTA ZAFER SUNDU’
Independent’ın deneyimli Orta Doğu muhabiri Robert Fisk de İsrail’in bölgeye gazetecilerin girişine getirdiği yasağı eleştiriyor. Fisk bu yasağın İsrail’e yarardan çok zarar getireceği görüşünde: “İsrail’in eski Sovyetler’in dünyanın gözlerini savaşa kapama taktiğini kullanması şaşırtıcı olmayabilir. Ama bu, Batılı gazeteciler yerine, Filistinlilerin sesinin yayınları doldurması sonucunu getiriyor. İsrail’in hava ve topçu saldırılarının altındaki insanlar, çok sayıda televizyonun empoze ettiği suni ‘denge’ kaygısı olmadan, yaşadıklarını daha önce hiç olmadığı kadar çok televizyonlara, gazetelere ve radyolara anlatıyorlar. Tabi diğer yandan Gazze’de Hamas’ın aldatıcı açıklamalarını sorgulayacak hiçbir Batılı yok. Bu, İsrail’in Filistinli militanlara altın tabak içinde sunduğu bir başka zafer.”
Guardian yazarlarından Simon Tisdall, İsrail’in Gazze saldırısına sessiz kalan Barack Obama’nın, Araplar nezdinde puan kaybettiğini söylüyor: “Obama’nın Müslüman dünyası ve özelde Ortadoğu ülkeleriyle yeni bir başlangıç yapma şansı, İsrail’in Gazze’deki Filistin hedeflerine karşı her saldırı dalgasıyla birlikte azalıyor gibi görünüyor. 20 Ocak’ta işbaşına geleceğini düşünürsek, bu hiç de adil değil. Ama savaşlar Washington’daki yemin törenlerini beklemiyor. ”
EL FETİH VICHY REJİMİ GİBİ OLACAK
Guardian’ın Gazze’deki gelişmeleri yorumladığı başyazısının başlığı ise “Zafer içi boş bir kelime olduğunda”. Dikkat çeken satırlar şöyle: “Eğer BM kara operasyonu sürerken kenarda beklerse, Batı Şeria’daki El Fetih yönetimi, Filistin sokaklarında, giderek artan oranda, sadece işbirlikçilik yapmaya yarayan Vichy rejimi gibi görülecek. Batı Şeria’daki Filistin örgütleri arasında geçen hafta görülen ayrılık, bir tür onay gibi yorumlanmamalı. Gerçek bir öfke de var. Hem de en kötü türünden, etkili bir liderliğe sahip olmayan bir öfke. İsrail güçlerinin girdiği bu siyasi tuzaktan sadece bir çıkış yolu var: O da acil bir ateşkes. Bu Hamas’ın elini güçlendirebilir. Ama topyekûn bir askeri zafer kadar değil”
TÜRK ARAP GÜCÜ BÖLGEDE GÖREV ALABİLİR
İsrail’in Gazze Şeridi’ne kara harekâtı başlatması bugünkü Alman gazetelerinde öne çıkan yorum konusu.
Frankfurter Rundschau gazetesi, İsrail’in müdahalesinden sonra bölgede durumun ne olacağı sorusuna yanıt arıyor: “Silahlar sustuktan sonra ne olacak? Bir Türk- Arap askeri barış gücünün bölgede görev yapması alternatif olabilir, ama şimdiye kadar ne Ankara hükümeti ne de Arap ülkelerinden herhangi biri bu çözüm yönünde çaba harcamadı. Avrupa Birliği’nde de durum aynı. Birlik Ortadoğu konusunda çekimser davranıyor. Hamas’ın dışlanması politikası başarısız oldu. Bu politika, tarafları içinden çıkması zor bir yola, Filistinlileri de insani bir felakete sürükledi.”
HAMAS SEMPATİ TOPLUYOR
Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi İsrail’in Gazze harekâtını genişletmesinin krizi tırmandıracağı ve ateşkesin de artık uzak bir ihtimal olduğu yorumunu yapıyor: “İsrail, Hamas’ın roket saldırılarını nihai bir şekilde durdurmak için kara harekâtının gerekli olduğuna inanıyor. Havadan yapılan bombardımanın Hamas’ın saldırı gücünü tamamen kıramayacağı ve siviller arasında can kaybına yol açtığı düşüncesi kara harekâtında karar kılınmasına yol açmış olmalı. Başbakan Olmert’in dediği gibi kara harekâtının kaçınılmaz olduğu, tartışma götürür. Sivillerin ölmesini propaganda malzemesi yapan ve dünya kamuoyunun büyük bölümünde sempati toplayan Hamas, İsrail birliklerini kanlı bir savaşa çekmeye çalışacaktır. Ateşkesin ön şartı roket saldırılarının ve silah kaçakçılığının durmasıdır. Ancak İsrail’in sınır kapılarını açıp Gazze Şeridi’ndeki ablukayı kaldırması da en az o kadar gereklidir. Bütün bunların gerçekleşme şansının en aza indiğini ve barışın hayal olarak kaldığını görüyoruz.”
HAMAS EL KAİDE OLABİLİR
Berlin’de yayımlanan Tageszeitung gazetesi ise, İsrail’in kara harekâtı ile Filistin’de radikalleşmenin artacağını savunuyor. “Gazze Şeridi’ndeki bu savaş gelecek kuşak Filistinlileri de aşırı derecede radikalleştirecek. Böyle giderse Hamas, El Kaide’nin yerini alabilir. Avrupa ülkeleri ve ABD izledikleri politikayı tamamen değiştirmek zorunda kalabilirler. Gerçek olan tek şey, bu savaşın enkazı altında büyüyecek nefretin dünyanın nefesini tutmasına neden olacağı”
Berliner Zeitung’daki yorumdaysa İsrail’in kara harekâtının şimdiye kadar sürdürülen diplomatik çabalardan daha hızlı geliştiğine gönderme yapılıyor. Yorumda şu satırları okuyoruz: “İsrail Hamas’a, sonunda zafer kazanan taraf oymuş gibi durmasın diye kalıcı darbeler vurmaya çalışıyor. Sonuç umduğu gibi olur mu bilinmez. Aralarında İsraillilerin de bulunduğu uzmanlar, Hamas’ın askeri açıdan oldukça zayıflamasına karşılık bu savaşı siyasi açıdan atlatacağından yola çıkıyorlar. Oysa İsrail’in güneyinde güvenliğin sağlanması Hamas’ın desteği olmaksızın mümkün değil. Mısır sınırındaki uluslararası güç bunu sağlayamaz. Filistin lideri Mahmud Abbas ya da El Fetih de, Güney İsrail’de güvenlik konusunda herhangi bir adım atamaz. Abbas ve El Fetih, bir buçuk senedir bölgeye ayağını bile basmadı. Gazze’de bir barış gücünün konuşlandırılması planıysa şimdiye kadar sadece kâğıt üstünde kaldı.”
