Son günlerde okurlarımdan gelen maillerin içeriğine bakınca hayret verici bir çarpıklığı fark ettim. Her mali olayın, her şüpheli durumun yakalanmasını, açıklanmasını benden bekleyen bir anlayış yerleşmiş.
Mali suçları, bir kamu kuruluşu tespit edip yakalamakla yükümlüdür. O zaman okurlarım benden ne bekliyor? Sanırım işaretlerini verdiğim olayların biraz daha detaylı açıklamalarını bekliyorlar. Zaten bu işler uzmanlık istiyor ve tam açıklanması halinde ülkemizin bir borsa gerçeğini de görebiliriz.
Son günlerde okurlarımın benden beklediği olayı kısaca açıklamaya çalışayım: Borsada dün bir şirket halka arz edilmeye çalışıldı. Bu halka arz edilen şirketin adı Anel Elektrik. Bu şirketin de içinde yer aldığı grubun borsada önceden halka arz edilen iki tane daha şirketi var. Ve bu iki şirkette aynı yöntemle, yani “doğrudan tahtadan satış” yöntemi ile halka arz edildiler.
İlk halka arz edilen şirket halka satış sonrasında borsada fiyatı hızla yükselmişti. Tam bu yüksek fiyatların görüldüğü günlerde Fransız bir şirketle ortaklık girişimi başlatıldığı kamuoyuna açıklandı. İşte o ortaklık görüşmelerinin haberlerinin basında da yer aldığı günlerde ana hissedarlar çok yüksek fiyatlardan borsada ek yeni hisseler satmış ve patronların satışından sonra hisseler sert bir düşüşle yatırımcılara büyük kayıplar vermişti.
Ortaklık girişi gerçekleşmemiş ama borsada binlerce insanın eline çok yüksek fiyatlardan hisseler satılmış, bu sayede de büyük zararlar oluşmuştu.
İlk şirketin ardından ve yaşanan sert işlemler ve kayıplardan sonra bu sefer ikinci şirket halka arz edilmiş ve benzer fiyat yükselişini bu şirket hisseleri de gerçekleştirmişti. İkinci şirketinde halka arz yöntemi ile halka arz eden aracı kuruluşu aynıydı.
Bu arada geçen yıl ilginç bir gelişme daha yaşandı. Kasım 2007'de bu grubun şirketlerinden Anel Elektrik'in halka arz edileceği haberi basına verildi. Habere göre Anel Elektrik Aralık 2007'nin ikinci haftasında halka arz edilecekti. Oysa şirket ilk haberden takriben 10-15 gün sonra bu haberin kendileri tarafından yayınlanmadığını, yani haberden haberi olmadığını kamuoyuna açıkladı. Adeta içinden çıkılmaz bir ilişki ağı ortaya çıkmıştı.
O zaman bu haberi kim vermişti? Haber kimin kaleminden çıkmıştı? Kim nereye nasıl yollamıştı? Nasıl bir haber işleyişiydi ki şirketin dahi haberi yoktu? Borsa bu kadar başıboş isteyenin istediği haberi verip at oynatabileceği bir yer miydi ki? İşte bu sorulara bir gelmeden bir yıl sonra yani Aralık 2008'de Anel Elektrik'in halka arzına başlandı.
Bu halka arz da gruba bağlı önceki şirketler gibi aynı yöntem kullanılacaktı. Aslında borsada yakın tarihte, grupla bağlantılı olmayan iki şirket daha aynı yöntemle halka arz edilmişti. Ve bu iki şirkette yine aynı aracı kurum tarafından halka satılmıştı. Bu kadar fazla tesadüfün bir arada yer alması “Ne oluyor?” sorusunu akıllara getiriyordu.
Bu dört halka arzı aynı aracı kurum yapmıştı. Bu durum, ilginç tesadüflerin sadece bir kısmıydı. Şimdi son halka arza bakıyoruz ve yine doğrudan tahtadan satış karşımıza çıkıyor. Fakat bu kez aracı kurumun farklılaştığını görüyoruz.
Yeni Şafak Gazetesi bütün bu gelişmeleri “bu kadar tesadüf olur mu?” şeklindeki haberleri ile okurların bilgisine sundu. Yeni Şafak okurlarını aydınlatma ve kamuoyunu bilgilendirme adına, tamamı halka açık bilgilere dayalı bu gelişmelerde üzerine düşeni fazlası ile yaptı.
Yeni Şafak üç kuruşluk reklam karşılığı okurlarını satmadı. Veya adı bilinmez ilişkilerden dolayı okurlarını ikinci plana atmadı. Bildiği tüm gelişmeleri kamuoyuna ve okurlarının dikkatine sundu. Çünkü bu ilişkiler ağında basında çıkan haber akışları da önemli farklılıklar gösteriyordu. Adeta “görmezden gelme” veya “övme” şeklinde gerçekliğini yitirmiş haberlere şahit olunuyordu. Kamuoyunu yanlış bilgilere sevk edecek yanılgılı haber akışı bu süreçlerin önemli bir ayağını teşkil ediyordu. Bu açıdan Yeni Şafak Gazetesi'ne büyük bir yükümlülük ve sorumluluk binmiş oldu.
Burada bilinmesi gereken bir başka önemli gelişmede suç duyurularındadır. Suç duyurularında bu doğrudan halka arz edilen şirketlerin bazı işlemlerinde ortak isimler var. Halka arzlar sonrasında yaşanılan gelişmeler “kara para” oluşumunun işaretlerini veriyordu. Kim nasıl bir kara para trafiğine girmişti? Halk nasıl bu kadar büyük zararlara sürüklenerek borsada yolunuyordu?
Yukarda da zikrettiğim halka arzlar hakkında herhangi bir haberimizde karşımıza ilginç isimlerin çıkması aslında çok büyük bir oluşum ile karşı karşıya olduğumuzu da gösteriyordu. İlişkiler ağının çok geniş ve karmaşık olması çok geniş bir oluşum işaretleri de vermekteydi. Adeta şirketler bir tarafta kara para oluşumları bir diğer tarafta kalıyordu. Bazı ilişkilerde ise her şey karmakarışık bir hal alabiliyordu.
Bu süreçleri neden anlatıyorum. Çünkü bu halka arz işleri sanıldığı gibi basit bir süreç mi yoksa büyük bir mali operasyon mu? İşte bu noktanın MASAK tarafından incelenerek kamuoyuna açıklanması gerekiyor. Çünkü yaşanılan gelişmeler yasal süreçlerin içindeymiş gibi görülüp halka büyük zararlar veriyordu.
Bu meseleler aslında benim meselem değil. Okuyucularım ve kamuoyu bilsin ki bu ülkede bu tür operasyonları kovuşturmakla görevli bir kurum var. Artık top benden çıkmıştır...
Bu haber toplam 536 kez okundu.










