Global Krizin oldukça kesif bir hal aldığı bugünlerde, içine düşülen durumdan kurtulma başarısını gösterebilmek veya en azından durumu biraz hafifletmek için dünya ekonomisine yön veren ülkelerin makro planda ortak hareket etme mecburiyetlerini ve bunun başarının olmaz ise olmaz bir şartı olduğunu önceki yazılarımızda ifade etmiştik.
Nitekim 15 Kasım 2008 Tarihinde ABD Başkanı Bush’un gider ayak daveti ile ABD’de gerçekleştirilen G-20 ülkeleri devlet başkanları zirvesi, krize karşı uygulanacak politikalar ve bu politikaların başarıya ulaşması için ülkeler merkez bankalarının ortak hareket etmeleri üzerinde varılan mutabakat, krize karşı mücadelenin başarı şansını artırmada dönüm noktasına sahiptir.
Öyle zannediyorum ki ülkeler vardıkları mutabakatta samimi olarak politikalarını uyumlaştırmayı başarabilirlerse ki başka şansları yok; 15 Kasım tarihi mücadele de bir dönemeç noktası olacaktır. Böylelikle tek tek alınan tedbirlerin ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, tek başlarına bu “Ekonomik Vebaya” karşı etki güçlerinin zayıflığının bilinci ile senkronize olmanın gücünü ve önemini kavrama eğilimi hakim olmaya başlamıştır.
Yerelde ise Türkiye ve Türkler olarak uzun yılardan beri krizlerle boğuşan bizler de ilk defa, merkezi gelişmiş ülkeler olan bu krize öncekilere nazaran daha güçlü bir konumda yakalanmanın sarhoşluğunu; işlerin iyice sarpa sarmaya başladığı ve toplumun tansiyonun KRİTİK seviyelere yükseldiği bugünlerde yeni yeni üzerimizden atmaya çalışmaktayız. Hükümet mezkur zirveden sonra nihayet krizin aldığı boyutun kavranması, krizle etkin ve etkili mücadele için münferit uygulama veya açılımlardan ziyade çok yönlü çözüm paketi hazırlanması gerekliliğine inanmış gözükmektedir.
Söz konusu Pakette enerji fiyatlarının ucuzlatılması; dolayısı ile sanayinin üzerindeki enerji yükünün hafifletilmesi; kredi ve finansman kaynaklarının geliştirilmesi; mevduata verilen garanti limitinin 100 bin YTL’ye çıkarılması ve bu konuda gerek olursa limit yükseltimine gidileceği sinyallerinin verilmesi ; hem iç hem de dış piyasalardan kaynak temin etmek için kaynak yaratıcı yeni açılımların olması; işsizlik fonunun 6 aydan bir yıla çıkartılması gibi çok yönlü politikaların bir birileri ile uyumlu bir şekilde bir paket bütünlüğü içerisinde hayata geçirilecek olması Türk Ekonomisine derin nefes aldıracaktır.
Bu dönemde duran bir varlığı harekete geçirmek için ihtiyaç duyulan enerjinin , hareket halindeki bir varlığın hareketinin aynı şekilde devamı veya süratlendirilmesi için ihtiyaç duyulan enerjiden daha fazla olacağının bilinci ile hareket edilmeli ve öncelik ekonomik büyümeye verilmelidir. O nedenle Merkez Bankası’nın almış olduğu 50 baz puanlık faiz indirimi kararını biraz bu bakış açısı ile yorumlamakta yarar vardır. Merkez Bankası’nın uzun zamandan beri önceliği enflasyon üzerine yoğunlaşmış iken bu kararla birlikte önceliğin büyümeye verildiği izlenimi alınmaktadır. Bu tutum başlangıcının kontrollü ve diğer politikalarla uyumlu bir şekilde sürdürülmesi makro gelişmeler açısından son derece önem arz etmektedir.
Mikro ölçekte iş dünyasına düşen ödev ise hala yapılmamış ise yapılan işlerin ciddi bir analize tabi tutularak öncelikle sağlıklı bir nakit yönetimi uygulamasına geçilmesi; ardından katma değer ve israf merkezlerini belirlenmesi; israfı ortadan kaldırmak, değer üretimini artırmak için, müşterilere daha hızlı , daha esnek ve olumlu cevap verebilmek için, daha da önemlisi şirketin yeni yüzünü zaman geçirmeden dışa vurmak için hızlı bir reorganizasyon sürecinin başlatılması yerinde olacaktır.
Önümüz kış ve şartlar çetin; ancak bu zor şartlardan çıkışın panzehiri öncelikle iyimser olmak ve bu iyimserlik rüzgarı ile gerekli önlemleri hızlı bir şekilde harekete geçirerek kendimize çıkış yolu bulmaktır.
işi ehline vermek sıfırları saga koymaktır
endülüs devleti yıkıldıgında fransaya dayanan o muhteşem imparatorlugun başarısını bilgili edeb sahibi güzel endülüslüler oldunu zannendenler o başarının mükemmel yöneticiler oldunu anlamışlardır halk aynı oldugu halde ehil olmayanların elinde erkekce savunamadıgı ülkeyi kadın gibi aglayarak terkedip ogün dünyanın en ileri medeniyetini yagmaya bırakmışlardır.Sırpsındıgını öncülerle kazanan Hacı ilbeylerin yerine karamustafalar gelirse 600 bin kişilik ordu ile bozguna ugranır imparatorluk hayalleri biter.
nihat uluer - 2008-12-20 22:51:23
29 gibi bir buhran keynesyen politikalar elzem
saglık giderlerinin azaltılması.devletin derhal piyasaya borçlarını ödemesi.kop gap vb tarımsal altyapı çalışmalarına hız verilmesi kredi kanallarının açık tutulması sektörel teşviklerin acil devreye sokulması sanayiye elektirik ve dogal gazın maliyetine verilmesi.sigorta pirimi indirimi kdv azaltılması işsizlik sigortası fonunun meslek edindirmede kullanılması maliye politikalarının gevşetilmesi biran önce yapılmazsa ne vergi alacak vatandaş nede sigorta pirimi ödeyecek işçi kalır.bu kiriz 29 buhranı gibi.
nihat uluer - 2008-12-20 22:50:49
