Dış dünyada sorunların gözle görülür, elle tutulur hale gelişinden bugüne bir yıl geçti.
06 Ekim 2008 08:59
Önceleri ABD’deki, bu ülkenin yatırım bankalarının sorunu gibi görülen ve bizim yetkililerimizin hiç de önemsemedikleri durum şimdi kıtalararası bir netlik kazandı.
Açık söylemek gerekirse sorun iyi algılanmadığı gibi iyi de yönetilemedi. Sanki karar alıcıların basireti bağlandı. Şaka gibi yaşanan tartışmalar bile krizin derinliğinin henüz anlaşılamadığını açıkça ortaya koyuyor. Önceleri fonlar, yatırım bankaları derken sigorta şirketleri, şimdi de mevduat bankaları potada. İşin ciddiyetinin farkında olanlar çözüm arayışına girdi.
Krizin seyri bugüne kadar yaşananlardan farklı değil farklı olan, boyutu.
Başlangıcı aşırı iyimserlik, düşük teminatlı krediler ve alınan yüksek riskler. Denetimde zafiyet. Ardından geri dönmeyen krediler, likidite sıkıntısı, yüksek zamlar, sermaye sorunu ve yükümlülüklerin yerine getirilememesi.
***
Merkez bankalarının araya girmesi ateşi söndürmeye yetse de yangın sinsi sinsi devam ediyor. Kötü kredilere zarar eklenmeye başlandı. Bankalar birbirleri nezdindeki limitlerini dondurdu. Finans sistemi neredeyse tamamen durdu.
Sonra panik halinde riskleri azaltma dönemi başlıyor. Sermaye bulamayanlar riskleri azaltmayı tercih ediyor. Krediler yavaşlıyor, yatırım ve üretim tamamen durma noktasında. Sorunlu bankalara çözüm aranıyor birleşmeler, devirler, devlet garantisi. Tıpkı 2001 Türkiye’sinde olduğu gibi.
Bazı ülkeler işi baştan ciddiye alıyor ne olur ne olmaz deyip mevduata güvence getiriyor veya güvence sınırını artırıyor. ABD’den sonra Avrupa ülkelerini izliyorsunuzdur. Kurallarında yazıyor devlet yardımı söz konusu olamaz, güvence sınırlı olmalı, piyasaya müdahale edilmemeli diye. Ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar.
Bana garip gelen de bu. AB nasıl bir araya gelecek ve ortak çözüm bulacak, merakla izliyorum. Bazı ülkeler tek başlarına hareket etmeye başladı bile. İrlanda ve Yunanistan mevduata devlet güvencesi getirdi. Bu durum rekabette dengeyi bozar mı bozar, kaynaklar bir ülkeden diğerine akar mı akar. Siz o zaman görün sorunu, kavgayı. Mevduata devlet güvencesi, sorunun çözümünden önceki adım. Güvence sorunun büyümesini önler, piyasaları yatıştırır, sorunun çözümü için uygun bir ortam hazırlar, gerekli olabilir ama yeterli değildir. Piyasaların yeniden eski haline dönmesi için uzun ve sabır gerektiren bir döneme ihtiyaç vardır. Güven de yetmezse sonraki adım devletleştirmedir. Nereden nereye, biz özelleştirme ile uğraşırken el devletleştirmeye gidiyor.
***
Umarım AB ülkelerinin devlet ya da hükümet başkanları sağduyulu davranır ve rasyonel bir çözüm bulurlar. AB ekonomilerindeki yavaşlamanın yanında bir de finansal sektördeki sorunlar büyürse krizin bize sıçraması kaçınılmaz olur. Hükümet ve yetkili kurumların en kötü duruma hazırlıklı olması gerekir. Bu kez bambaşka sorunlarla karşı karşıyayız. “Bize bir şey olmaz” mantığı ile hareket etmek piyasaları yatıştırmaz tersine, çok olumsuz etkiler. Kriz uzakta değil, komşuda. Dostlar alışverişte görsün diye ekonomi kurmaylarının ABD’ye gitmesi yerine, kendi ülkende çözüm için A, B ve hatta C planlarını hazırlamak gerekir. Ancak nerede bu planları hazırlayıp devreye sokacak bürokratik ve siyasi kadro...
Yorum Yaz