Uzel sorunu Türkiye'nin meselesi haline geldi. Bir fabrika işçisi bu kadar aciz duruma düşürülüp ancak bu kadar sahipsiz bırakılabilirdi. Kamuoyunun görmezden geldiği sorun...
25 Temmuz 2008 08:08
Uzel sorunu Türkiye'nin meselesi haline geldi. Bir fabrika işçisi bu kadar aciz duruma düşürülüp ancak bu kadar sahipsiz bırakılabilirdi. Kamuoyunun görmezden geldiği sorun artık sessiz kalınamayacak bir boyuta ulaştı. İşçilerin, oyunu bozan ses getirici adımı adeta herkesi harekete geçirdi. Sanayi Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu, gelişmelerin her noktasını ve her adımını en ince noktasına kadar incelemeye aldı. Tabiri caizse, işçiler oyunu bozdu.
İşçiler oyunu bozan adımı fabrikalarına sahip çıkarak gösterdiler. Finans oyunundan anlamayan ama işine sahip çıkan Uzel çalışanları fabrikada eylem yapmaya başladılar. Aynı saatlerde Uzel Traktör Fabrikası'nın işçi sendikası Türk-Metal ise Yeni Şafak önünde açıklama yaptı. Bir tarafta işçiler Uzel Fabrikası'nda haklarını savunurken diğer tarafta sendika kendi başkanını savunuyordu. Oysa bir düşünseler: Yeni Şafak bu noktaya nasıl geldi?
Yeni Şafak gazetesi Uzel işçisi odaklı haberlerinde Uzel Fabrika'sının çalışması gerektiğini, Uzel Yönetim Kurulu'nun işçilere oyunlarını ve finansal para hareketlerini gündeme taşıdı. İşçiye sahip çıkan Yeni Şafak gazetesine teşekkür etmesi gereken Türk-Metal Sendika'sı fabrikadaki işçilerini eylemde yalnız bırakarak gazete önünde sendika patronu lehine slogan atarak gösteri yaptı. Bir ayrıntıyı daha belirtelim: Yeni Şafak önüne gelenlerin çoğunluğunun Uzel çalışanları olmadığı ve sendikanın başka yerlerden toplanan adamları olduğunu bizzat Uzel işçileri söylüyor.
Sorularımız açık:
Acaba sahip çıktıkları, Türk-Metal Sendikası Başkanı, Uzel Fabrikası'ndaki işçileri bu olaylarda ziyaret etmiş mi? Uzel çalışanlarının haklarını savunanlara saldıracaklarına, neden işçileri savunmuyorlar? Ellerinde bulunan televizyonda görüntüsünü çektikleri ama yayına vermedikleri Uzel işçileri var mı? “Satılmış” sloganı kime uyuyor?
Uzel Fabrikası'nda işçilere tuzaklar mı kurulmuş? Gebze Fabrikası'nda servisler ve yemekler kaldırılınca işçilerin fabrikaya gidişleri çok zorlaşmış. Özellikle İstanbul'dan gidenler araç sıkıntısı çekince istim üzerinde ellerinde sefer tasları ile fabrikaya gidiyor. Fabrika girişindeki defter sadece 10 dakika tutulup kaldırılıyormuş. Açıkça Gebze işçisine işe gelmemesi için ve üç gün işe gelmediği kayıt edildiğinde çıkış verilebilmesi için tuzak mı kuruluyor?
Benzer olay İstanbul'daki tesisler için de geçerli. Giriş kartlarını işleyen bilgisayarın bozulduğunu bildiren işçiler, yemek ve servislerin de kaldırılarak tuzak kurulduğunu söylüyorlar. İşçiler ne yapacak? İşe gelseler geldiklerini kayıt altına alacak bir belgeyi nasıl alacaklar? Çalışma Bakanlığı acilen ve derhal buna çözüm bulmalı. Bu korkular işçileri sendikanın “İşten feragat” yazısına imza atmaya mecbur bırakmış.
Son bir noktayı daha belirtelim: İş adamları ile gece vakitlerinde dahi görüşmeler yapabilenler, Türkiye'nin gelişimi için çabalayanlar işçilerle de günün istedikleri vaktinde görüşebileceklerini bilebilirler. İşçi işveren gibi gece aramaz, sadece yanında görsün yeter.
Türk-Metal, işçinin sesi olmalı; Yeni Şafak'a da teşekkür etmeli. Aksi durumda ne niyet taşıdıklarını işçiden kestikleri aidat miktarı ile kişisel malvarlıkları dikkat çeker. Bir de ne yaptıkları?
Türkiye'de sendikal demokrasinin ne kadar zaruri olduğunu bir kez daha gördük. «İşçisi eylemde sendika kendi derdinde» anlayışında sendikacılık olamaz.
Yorum Yaz