Kur Hesaplama
İyimserliğe İhtiyacımız var
Global piyasalardaki krizin veya türbülansın üzerinden bir yıl geçti. Piyasalarda oluşan bu sarsıntı ve çalkantı ortamının en büyük darbesi kuşkusuz finans piyasaları üzerinde olmuştur.

İyimserliğe İhtiyacımız var

22 Temmuz 2008 10:06

 Uluslar arası finans arenasının saygın bankaları birer birer zarar açıklamışlardır. En büyük zararı ise borsalardaki çöküşler doğurmuştur. Son bir yıl içinde borsalardaki kaybının  4.6 trilyon $ olduğu  ifade ediliyor.Petrol ve emtia fiyatları ise tarihin en yüksek seviyesine tırmanmış ve bulunduğu noktada  konumlanmaya çalışmaktadır. Buna bir de küresel ısınma ile birlikte yaşanan  gıda fiyatlarındaki spekülatif ve aşırı yükselmeyi eklediğimizde iş içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. 

 Bu çalkantılı ortamın olgunlaşma döneminde  ABD ekonomisi başta olmak üzere gelişmiş ekonomilerin içine gireceği öngörülen resesyon sürecinin ise henüz  başlamamış olması  krizin derinleşmesine bir nebze psikolojik terapi etkisi göstermektedir. Nitekim FED beklenen resesyonun başlamaması dolayısı ile işin ipinin kaçmaması için hala büyük çaba sarf etmektedir. Dolayısı ile ABD Emlak Piyasasının bir anlamda duayeni ve düzenleyicisi olan  Fannie Mae ve Freddie Mac için kolların sıvanmasını bu gözlükle incelemekte yarar vardır.  Bir başka deyişle ABD ekonomisinin  resesyona girmemesi  dünya ekonomisi açısından hem şans  hem de çok büyük önem taşımaktadır. 

Türkiye ise bu dış türbülansın yanında  bir de demokrasinin kök salması, özgürlüklerin evrensel anlamda tabana yayılması ve herkes için eşit uygulama sahası bulması için verilen  mücadeleye sahne oluyor. Yukarıda bahsettiğimiz küresel krizin başladığı  dönemden  bu güne değin ülkenin  top yekun içine girdiği  türbülansın sonuna  gelinmiş gibi bir hava hakim;ancak bu son: Ülkenin içinde bulunduğu kritik durumdan ötürü başka türbülansların  başlangıç fitilini mi ateşleyecek yoksa  normalleşmeyi mi başlatacak onu hep beraber göreceğiz. Bugün itibari ile baktığımızda bu bir yıllık süreçte  borsa 58.000 den 38.000 ‘e gerilemiş ve yaklaşık 30 milyar $ buharlaşmıştır. Yabancı yatırımcının  performansı  önceki yıla göre oldukça düşüktür.   Yılın ilk çeyreği büyüme verileri %6.6  gibi enteresan bir  rakam ortaya koysa da aylık durumu reel olarak göstermesi açısından  KDV den tahsil edilen vergilerde düşüş vardır.Yani perakende sektörü kan kaybetmektedir. Enflasyon yeniden çift haneli rakamlara tırmanmış, geçen yıl %16.5 seviyesine kadar  inen  faizler bu yıl %21.5 seviyesine yeniden çıkarak bunca verilen emekler feda olmuştur. Merkez Bankası  tarafından yapılan  güven endeksi anketindeki düşüş trendi durağanlaşmış; ama enflasyon beklentisi hala yüksek seyretmektedir.Kuraklık  özellikle güney doğuda çiftçinin belini bükmüştür. 

 Şimdi okuyucularımın  bütün bu olumsuzlukların  yanında nerede iyimserlik diye söylendiklerini duyar gibi oluyor ve başlığa dönüyorum. Evet dünyada ve Türkiye’de bütün bu olumsuzluklar yaşanmaktadır ama Türkiye bu sıkıntılarla uğraşırken moralini yüksek tutmaya özen göstermiş ve hala da göstermektedir. Bir kere ülke tarihinde ilk kez bütçemizin en büyük kara deliğini oluşturan Sosyal Güvenlik kurumu masaya yatırılmış ve tek şemsiye altında toparlanmıştır. Her on yılda bir demokrasiye ara vermek  ve ara rejim kurmak heveslilerine karşı ilk kez mücadele başlatılmıştır. Umarım bu mücadelede piyonlarla iktifa edilmez ve işin çekirdeğine inilir.Diğer taraftan  yaşanılan bu acımasız kriz ortamında ekonomik olarak  orta vadede önümüzü görmek amaçlı plan ortaya konmuş ve  nerede ise Cumhuriyetimizle yaşıt olan GAP projesinin tamamlanması için  ciddi bir kaynak aktarımı yapılmış, kollar sıvanmıştır. Türk Dış Politikası Atatürk’ten sonra ilk kez  dünyaya bu kadar açılmış ve etkin bir güç olmak konusunda irade ortaya koymaya başlamıştır. Yüksek faiz ve düşük kur kıskacındaki ekonomimiz ilk kez ihracatta 120 milyar $ sınırını aşmıştır. 

Sonuç olarak  ortaya konulan  başarılar göstermektedir ki  genç nüfusu ile ülkemiz insanı kendi küllerinden doğma mücadelesini yürekten  benimsemiş  ve medeniyet yarışında tarihinden  ve kültüründen aldığı güçle ben de varım demektedir. Başarılı olmak için sürekli ama sürekli şeffaflaşmamız gerektiğini anlamış bir halkız artık. Olumsuzlukların üzerine gitmek için ise halk, artık itici güç rolü üstlenmiştir. Daha da önemlisi hepimiz artık anladık ki içimize kapanarak bana değmeyen yılan bin yaşasın diyerek hiçbir faydalı sonuç elde edilmiyor. Hele  kendi kaderini başkalarının eline bırakarak  istediğimiz hiçbir sonuca ulaşamıyoruz, tam aksine  kullanılıyoruz. Yani değişim ihtiyacı artık kökten, tabandan  geliyor tepeden değil, onun için zaman iyimser olma zamanı diyoruz. İyimser olalım ki çevremizi ve ülkemizi  iyileştirmek için  çabalarımızı yoğunlaştıralım. Yoksa kötümserlik sadece elimizi ve ayağımızı bağlar, ruhumuzu  karartır, daha da önemlisi  yarıştan bizleri alıkoyar.


YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (0)
 Abdulhamid Han [ 2008-07-24 17:43:38 ]
Ben hala kotumserim
AKP kapatma davasi "ret" ile sonuclanmadikca rahatlayamam. Ulkemin 10 yilini calabilecek kapatma davasi sonuclanmadan nasil iyimser olabiliriz.

Yorum Yaz



İbrahim Kahveciİbrahim Kahveci
Yeni Şafak
Yaman TörünerYaman Törüner
Milliyet
Aydın AyaydınAydın Ayaydın
Vatan
Fatih ÖzatayFatih Özatay
Radikal
Uğur GürsesUğur Gürses
Radikal
Şahin NursaçanŞahin Nursaçan
Rotahaber
Ayson KarabağAyson Karabağ
Rotahaber