22 Mayıs 2008 08:46
Bizim de bir sunumla iştirak ettiğimiz programda birbirinden güzel tebliğler sunuldu, tecrübeler paylaşıldı. Çok şey öğrendiğim toplantının tebliğleri kitap olarak basılacak.
Gerçekten işin şakası yok. Küresel çağda geleceğimiz, iş ahlakına sahip girişimcinin elinde. Artık bizim adımıza 'girişimcilik' yapacak devlet filan yok, olmamalı da. Kafamdaki girişimcinin şu özelliklerini önemsiyorum: Hesap, cesaret, merak ve mefkure. İlk üçü şöyle böyle duyuldu da, 'yeter ki kazan, her yol mubah' diyenlere göre 'mefkure' denen şey, dal üstünde saksağan! Mefkure, bizi bu dünyaya ve ötesine bağlayan, ömrümüzü tanımlayan değerler manzumesi. Hayvanat ve nebatattan farkımız da bu.
Türkiye'de Anadolu insanını ayağa kaldıracak ruhu 'köklerde' saklı. Her millet kendi diliyle konuşur, kendi kültürüyle davranır ve anlar. Mevlânâ'nın soluğu altında girişimcilik manifestomuzun temel öğelerini şu şekilde özetlemek mümkün: İnsana hizmet en büyük kulluktur. Bedenimiz fani, ancak ruhumuzda ölümsüzlük fırtınaları kopuyor. Anlayacağınız, geçici bir hayatta, baki bir hayatı satın almak gibi büyük bir ticaretin içindeyiz. 'Hem seyahat, hem de ticaret' diye ben buna derim. Göçeriz ve muhaciriz. Buna göre, inanıyoruz, umutluyuz, ancak hiçbir şey de çantada keklik değil. Zira imtihan cilvesi var.
Bu değerler üzerine çağdaş girişimcilik donanımını monte ettiğimizde, fetihçi milletimizi tutabilene aşk olsun. Bu çağda aradığımız girişimci hızlı, geleceği çok iyi tahmin edebilen, sağlam stratejiler üretip, uygulanabilir yol haritasına çevirebilen, değişimi hem başlatıp hem iyi idare edebilen bir kişilik olmalı. Hayallerimiz büyük olmalı, ancak hayalci olmamalıyız.
Değişim, risk ve belirsizlik çağındayız. İlaveten sermaye, bilgi ve görgümüz de eksik. Bütün bu açıkları kapatacak tedbir; müşterek girişimcilik, yani ortaklıklardır. Güvenle başlayan, iş ahlakı ile derinleştirilen, modern yönetim teknikleriyle donatılan ortaklıklarda riskler ve ödüller paylaşılmalı, iş bereketlendirilmelidir. Bir sürü kötü örneğe rağmen 20 bine yakın ortağıyla büyük bir senfoni içerisinde İttifak Grubu bunu fazlasıyla başardı, diğerleri için örnek oldu. Nice yıllara.
Hafta sonu yolumu Konya'dan Eskişehir'e kaydıran diğer bir faaliyet de Eskişehir Girişimci Sanayici ve İşadamları Derneği (EGSİAD)'nden geldi. Daha altı ay önce kurulan derneğin üye sayısı 200'ü geçmiş ve Eskişehir'de büyük bir hareketlilik kaynağı haline gelmiş. Çeşitli kategorilerde ödüller verdiler, gazeteden okudunuz.
Törende Başbakan'ımızın mazlumiyeti ve mağduriyeti beni çok etkiledi. Konuşmasında, kendisini anlaması gerekenlerin nasıl da ortalıktan tüydüğünü ifade eden serzenişler vardı. Onu şu sıralar azgın boğaların önüne atılmış matadora benzetiyorum. Arenanın sakinleri sessizce seyrediyor. Kazanırsa kocaman 'bravo' sesleri gelecek. Kaybederse, sessizce dağılacaklar gibi. Bu benim kanıma dokunuyor.
Açıklama: Biraz da Başbakan'ın konuşmasının tesiriyle pazartesi maksadını aşan sertçe bir yazı yazdım. Bazı değerli sivil toplum önderleri, kendilerini kastetmediğim halde alındılar. Bu devranda kendilerinden beklediğim tavrı göremediğim için üzüntüden ifadelerin dozu kaçmış.
Yazılarımda kaç kere ve apaçık övgüler gönderdiğim ve önderliklerine teşekkür ettiğim biliniyor. Asla bir önyargı ve olumsuz bakışım yok. Bu köşede buna lüksüm de yok doğrusu. Onlar bizim, yani toplumun önderleri. Kamusal bir iş yapıyorlar. Zor zamanda bu görevi deruhte etmeliler.
Şahin Nursaçan
Ayson Karabağ
Arzu Uğur
Yorum Yaz