Petrol fiyatı için son öngörümüzü 17 Nisan günkü yazımızda 125 dolar olarak vermişiz. Bugün rekor haberlerinin en fazla okunduğu petrol fiyatının artık sonunun da gelmeye başladığını düşünebiliriz. Neden?
11 Mayıs 2008 09:51
Geçen hafta ekonomi haberlerinin ilk sırasına petrol fiyatlarının her gün kırılan yeni rekorları damga vurdu. Muhtemelen bu haftanın haberlerinde ise cari açık rekorları haberlere konu edilecek. Aslında hem petrol fiyatının artışı hem de cari açık artışı beraber yürüyen iki yol arkadaşı olduğundan birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Önce petrol fiyatından başlayalım. 28 Ekim 2007 tarihli yazımızda henüz 85 dolar seviyelerinde seyreden Brent türü petrol fiyatının yükseliş potansiyeline dikkat çektik. Ardından 02 Kasım 2007'de petrolün 105 dolara yöneldiğini başlığımızda belirttik. Yükseliş hedeflerini bugüne kadar sürekli yukarıya doğru revize ettiğimiz petrol hareketinin artık yeni hedefini yukarıda değil aşağıda aramaya başlayabiliriz.
SON REKOR HABERLERİ
Petrol fiyatı için son öngörümüzü 17 Nisan günkü yazımızda 125 dolar olarak vermişiz. Bugün rekor haberlerinin en fazla okunduğu petrol fiyatının artık sonunun da gelmeye başladığını düşünebiliriz. Neden?
Çok basit bir tablo ile karşı karşıyayız. Şimdi size bir yaklaşımla petrol fiyatının seyrini göstermek istiyorum: Önce otomotiv satışlarına bakalım: Ocak-Nisan döneminde otomobil satışları yüzde 30,4 artarak 104 bin 244 adete ulaştı. Toplam araç satışları ise yüzde 23,1 oranında artarak 168 bin 128 adet oldu.
Şimdi ikinci veriye bakalım: Petrol ve doğalgaz ürünlerinden alınan özel tüketim vergisi yılın ilk üç ayında yüzde 17,3 artarak 5 milyar 535 milyon YTL oldu. Fakat bu vergi geliri ay olarak bakıldığında artmıyor, tersine düşüyor. Akaryakıt vergi gelirini iki parametre ekseninde yani petrol fiyatı artı araba satışlarındaki artışla birlikte değerlendirmemiz gerekiyor.
Sonuç: Araba satışları artıyor, petrol fiyatı artıyor ama akaryakıt tüketim vergisi çok sınırlı artıyor ama ay içerisinde ise düşüyor. Türkiye'nin yaşadığı bu çıkmazı diğer ülkeler açısından da değerlendirmeliyiz. Fatura o kadar ağırlaştı ki artık ya kaçakçılık artıyor ya da daha zaruri şartlarda tüketiliyor. Yani birim başına tüketim kısılıyor.
CARİ AÇIK TERSE YATIRDI
Kriz beklentilerinin yaşanmaya başlandığı ocak ayında piyasada şu görüş ortaya atılmıştı: “Kriz ile kur fiyatları yükselir, bu sayede ihracat artar ve ithalat düşerek cari açık sorunu azalır.” Adeta krizden medet uman bu görüş sahipleri son gelen verilerle ters köşede kaldılar. Cari açık yılın ilk üç ayı itibari ile yüzde 30,3 artarak 12 milyar 40 milyon dolara yükseldi.
Ödemeler dengesi tablosu dış ticaret açığından beslenen cari açık sorununun sürdüğünü gösteriyor. Fakat asıl sorun alt kalemlerde daha önemlidir.
Türkiye 2004 yılından bu yana cari açığı en fazla doğrudan yatırımlar ile kapatıyordu. Oysa bu yıl doğrudan yatırımlar kalemi 9,4 milyar dolardan 4,4 milyar dolara gerilemiştir. Portföy yatırımları (sıcak para) hesabı ise girişten ziyade çıkışa başlamıştır.
KURTULUŞ BATIŞTA
Cari açık hesabının belki de en dikkat çekici tarafı borçlanmalarda görülüyor. Doğrudan yatırımların ve portföy yatırımlarının suyunun kesilmesi tek çıkış yolu dış borçlanma yolu ile gelecek dövize bıraktı. Yılın ilk üç ayında dış borç kullanımı 10,9 milyar dolar olmuştur. Oysa geçen yıl dış borçlanma 4,8 milyar dolardı.
Büyüme ve yatırımlar ile bağlarını azaltan dış borçlanma artmasına artıyor da bu borçlanmanın nerelerde kullanıldığı hesap ediliyor mu? Adeta Türkiye'nin cari açığını kapatan özel kesim dış borçlanması yine bu kesimin battığı anlamına da geliyor. Ülke kurtuluyor derken ülkenin temel dayanağı olan özel kesim borçları inanılmaz artıyor. Kurtuluş zamanı aynı anda bataklık oranını yaratıyor.
Çıkmaz yolun çıkışı petrol maliyetinin düşmesine, o da petrol fiyatlarının gerilemesine bel bağlamaktan geçiyor. Bu açıdan da umut ışıkları uzak değil gibi…
Sayın Unakıtan biz çözemedik!
Akaryakıt ithalatı ile vergi gelirleri arasındaki bir çelişkiyi belirtmeden geçmeyeceğiz. Türkiye 2007 yılı ilk üç ayında 6 milyar 999 milyon dolarlık petrol ve doğalgaz ithal ederken bu yılın ilk üç ayında bu ithalat 10 milyar 932 milyon dolara çıkmıştır. Yani yüzde 56,2 oranında ithalat artışı yaşanmasına rağmen bu ürünlerin tüketiminden alınan akaryakıt tüketim vergisi yukarıda belirttiğimiz gibi sadece yüzde 17,3 oranında artabilmiştir. İthalatı artan bir ürünün tüketiminden alınan vergi nasıl azalmaktadır? Sorun ülkenin ve tabii ki Maliye Bakanlığı'nın ilgi alanına girmektedir. Umarız cevabını bulabiliriz.
YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (1)
yücel [ 2008-05-11 11:48:25 ]
erdem
özel tüketim vergisi değer üzerinden değil miktar üzerinden alınan bir vergidir. Dolayısı ile ithalat maliyeti ile doğrudan alakası yoktur. Litre üzerinden alınan vergi miktarının ithalat artışı oranında artırılması ekonomiyi batırır. Zaten şu anda akaryakıt üzerinde % 200 civarı vergi yükü bulunmaktadır.
Yorum Yaz