11 Mayıs 2008 14:23
Bu tercih, tüm işletmelerin ve tarım kesiminin maliyetlerini yükseltirken, piyasada yaprak kımıldamıyor.Vergi oranlarında yapılacak indirim, hem tüketimi artıracak hem de daralan işletmelere soluk aldıracak.
Kapatma davası sonrasında başlayan belirsizlik ortamı, siyasi kulislerde giderek yükselen tonda konuşulan erken seçim olasılığı, ticaret yaşamında ciddi bir durgunluğa yol açtı. İşletmelerin yaşadığı nakit sıkıntısı had safhaya ulaşırken, çarşı-pazarda adeta para dönmüyor. Türkiye’nin “kaçak ekonomi” hastalığının baş nedenlerinden birisi olan akaryakıtta ise son dönemde yapılan zamlar, temel girdisi mazot olan tarım kesimi başka olmak üzere, tüm iş dünyasını olumsuz etkiliyor.
Akaryakıt ve tarım sektörlerinin temsilcileri, sıkışan piyasaların rahatlatılması için akaryakıtta yapılacak vergi indiriminin çok olumlu etki yaratacağını; devletin vergi gelirlerinde sanılanın aksine düşüş değil yükseliş yaşanacağını öne sürüyor. Her ne kadar inandırıcı olmasa da, son güncellemelerle milli geliri 9 bin dolar olan Türk halkı, AB ülkeleri içinde en pahalı benzini kullanıyor.
1 litre benzine Türk insanı 3.44 YTL öderken, Türkiye’yi 3.02 YTL ile İngilizler, 3 YTL ile Avustralyalılar izliyor. Almanya’da benzinin litre fiyatı 2.92 YTL, Fransa’da ise 2.71 YTL. Bu ülkelerin kişi başına milli gelirlerinin Türkiye’nin en az 4 katı olduğu da unutulmamalı.
Kriz derinleşirse vergi daha da artar
Gözlem’e açıklama yapan Petrol Ürünleri İşverenler Sendikası (PÜİS) Genel Başkanı Muhsin Alkan, akaryakıtta vergi indiriminin devlete ve iş dünyasına sağlayacağı yararları yıllardır açıklamalarına karşın, hiçbir olumlu yanıt alamadıklarını belirtti. Alkan, devletin kayıtlı işletmelerin vergi yükünü artırarak gelir yaratma yanlışından vazgeçmesi gerektiğini söyledi. Toplanan ÖTV içinde, akaryakıttan alınan ÖTV’nin yüzde 56 gibi astronomik noktalara yükseldiğini kaydeden PÜİS Başkanı Alkan, “Bu oran dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Bizler bayiler olarak ÖTV’yi devlete peşin olarak veriyoruz. Ama aylarca süren vadelerle tüketiciden tahsil ediyoruz. Piyasa çok sıkışık. Hiçbir esnafın esnafın çeki zamanında ödenmiyor. Senetler protestolu” dedi.
Devletin, yaşanan krizin daha da derinleşmesi halinde akaryakıttan alınan ÖTV ve KDV’de indirim yerine artırıma bile gidebileceğini sözlerine ekleyen Alkan, özellikle taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren esnafın, mazot yerine yoğun olarak 10 numara yağ kullanmaya başladıkları bilgisini verdi.
Sektördeki kaçağı önlemek için başlatılan Ulusal Marker uygulamasının Türkiye’deki en ateşli savunucuları arasında yer alan Muhsin Alkan, sistemin kaçağı bir ölçüde azalttığını ancak tamamen ortadan kaldırmadığını da kaydetti.
Hükümet vergide adım atmalı
Türkiye Akaryakıt Bayileri Petrol ve Gaz Şirketleri İşveren Sendikası (TABGİS) Başkanı Atıf Ketenci ise, ÖTV aşağıya çekilmeden akaryakıt kaçakçılığının önlenemeyeceğini söyledi. Devletin ÖTV’deki ısrarı nedeniyle kaçağı bir türlü önleyemediklerini kaydeden Ketenci, hükümetin akaryakıt fiyatlarını vatandaş lehine rahatlatmak için vergi konusunda adım atması gerektiğini, ancak bu konunun genellikle bürokratlara sorulduğunu kaydetti. Ketenci, “Bu iş bürokrasiye bırakılmış hesaplarla olmaz. Çünkü bürokrat sürekli devlete daha çok para toplamak ister” diye konuştu. Yüksek ÖTV ya da KDV’nin ne devlete ne de vatandaşa yararı olduğunu söyleyen Ketenci, “ÖTV ile KDV toplamı yüzde 70’i buluyor. Kaçak akaryakıtın çoğalmasının nedeni de bu. Vatandaş tüketimi kısıyor. Geçen yıla göre tüketim yüzde 10 gerilemiş görünüyor. Vatandaş yükselen petrol fiyatından değil, Maliye’nin ÖTV’sinden korkmalı” diye konuştu.
KAÇAĞIN BOYUTU 20 MİLYAR DOLARI BULUYOR
Akaryakıttaki tablo hiç kuşkusuz kaçak akaryakıt satışını körüklüyor. TBMM Akaryakıt Kaçakçılığını Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı rapora göre, kaçakçılığın boyutu sanıldığı gibi 3-5 milyar dolar değil, 20 milyar doları buluyor. Rapora göre Türkiye’de akaryakıt kaçakçılığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu sınırlarından tırlar yoluyla, Antalya ve Mersin’den deniz yoluyla, Karadeniz ve Marmara Denizi’nde çoğunlukla balıkçı tekneleri ile yapılıyor. Komisyon, kaçakçılığın önlenmesi için akaryakıt tanklarına yazarkasa konulması ve dağıtım şirketlerinin faaliyetlerinin elektronik ortamda izlenmesi gibi yöntemlerin uygulanmasını önerdi.
BENZİNDEN ALINAN VERGİ NEDEN İNDİRİL(E)MİYOR?
Hükümet, uluslararası petrol fiyatlarındaki artışları, ÖTV oranlarında yapılacak indirimle rahatlıkla kompanse edebilecekken bunu yapmıyor. Çünkü toplam vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin oranı yüzde 70’in üzerinde. Türkiye’de devletin tahsil ettiği ÖTV’nin yüzde 56’sı akaryakıt sektöründen elde ediliyor. Tüm bu veriler ışığında hükümet akaryakıt fiyatlarındaki artışı önlemek bir yana, bu vergiyi toplayabilmek için dünya petrol fiyatları düşse bile hükümet vergileri artırmayı düşünüyor.
İŞTE HÜKÜMETE SOMUT ÖNERİLER ♦ Maliye, akaryakıttaki Özel Tüketim Vergisi’nden (ÖTV) bir de KDV almamalı.
♦ Pompa fiyatlarında dağıtım ve bayi payları sabit hale getirilmeli.
♦ Vergiler düşürülerek fiyat artışının olumsuz etkileri en aza indirilmeli.
♦ Şirketler, anormal fiyat artışları yaşandığı dönemlerde kâr marjlarından fedakarlık yapmalı.
♦ EPDK, taban fiyatı da alarak, ortak fiyat belirlenmesini engellemeli.
♦ Dağıtım şirketleri, promosyona ağırlık vermekten vazgeçip pompa fiyatlarını ucuzlatmalı.
TRAKTÖR MARŞINA BASMAK HAYAL OLACAK
Akaryakıt fiyatlarındaki artış, en önemli girdisi mazot olan çiftçiyi adeta perişan ediyor.
Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Gökhan Günaydın, çiftçilere ucuz mazot söyleminin sadece seçim döneminde anımsanan bir vaat olduğunu belirterek, yıllardır yaşanan çarpıklığa dikkat çekti. Türkiye’de yat gezisine çıkan vatandaşın tükettiği mazottan ÖTV ve KDV alınmazken, tarlasını süren çiftçinin kullandığı mazotta büyük bir vergi yükü olduğunu kaydeden Günaydın, köylüye ve çiftçiye ucuz mazot verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Türkiye Ziraatçiler Derneği (TZD) Başkanı İbrahim Yetkin de, vergilerde indirim çağrısına tarım kesimi olarak gönülden katıldıklarını, böyle giderse çiftçinin traktörünü çalıştıramaz hale geleceğini açıkladı. Yetkin, “Dünyanın her yerinde çiftçi desteklenir. Türk çiftçisi ise dünyanın en pahalı mazotunu kullanıyor. Tarım zaten çok zor durumda, mazotta vergi desteğinin sağlanması gerekiyor. Eğer istenirse çok daha ucuza mazot alabiliriz. Türkiye’de tüketilen mazotun yüzde 30’unu çiftçi tüketiyor. Bu insanlar, gezmek için değil, üretmek için mazot kullanıyor” yorumunu yaptı. İbrahim Yetkin, mazotun yanında gübre fiyatlarında bir yılda yaşanan yüzde 150’lik artışın da çiftçiyi adeta yok olmaya mahkum ettiğini vurguladı.
Dizel otomobil alan pişman oldu
Son yıllarda, dizel araçların, toplam pazar içindeki payının hızla arttığını gören hükümet, benzin ve motorin fiyatları arasındaki farkı neredeyse eşitledi.
10 yıl öncesine kadar benzinin neredeyse yarı fiyatına satılan motorin, yaklaşık bir ay önce 17 YKr kadar zamlandı. Bugün benzin ile motorin arasında sadece 34 YKr gibi fark bulunuyor. Türkiye’deki ana dağıtıcı şirketleri çatısı altında toplayan Petrol Sanayi Derneği (PETDER) tarafından hazırlanan rapor ise bu noktada dikkat çekici verilerle dolu.
2007 yılında akaryakıt pazarının oluşturduğu toplam büyüklük 47.6 milyar YTL’ye, akaryakıt ürünleri ve oto LPG’den alınan vergilerin toplamı ise 28.3 milyar YTL’ye ulaştı.
Geçen yıl Türkiye akaryakıt sektörünün dinamosu olan motorin tüketimi yüzde 8.1 oranında artış gösterirken, sadece motorinden elde edilen vergi geliri ise 18 milyar YTL’yi buldu.
Benzin ve motorinlerde dolaylı vergilerin toplam pompa fiyatının yüzde 50-65’ini oluşturduğu belirtilen raporda, litre ve kilometre başına ÖTV rakamları veriliyor. Buna göre 95 oktan benzinin pompa fiyatının 1.47 YTL’si, 98 oktan benzinin 1.59 YTL’si ve düşük kükürtlü motorinin 0.99 YTL’sini ÖTV oluşturuyor. Bu rakamlardan hareketle hesaplanan kilometre başına tüketimde ise dizel veya LPG’li araç kullanmanın benzinliye göre iki kat daha fazla vergi avantajı sağladığı ortaya çıkıyor. Raporda, 95 oktan benzinle çalışan bir otomobil sahibi, 100 kilometrede tükettiği yakıt miktarı üzerinden yaklaşık olarak 14 YTL ÖTV öderken, bu rakam oto LPG’de 6.1 YTL’ye, motorinde ise 6 YTL’ye düşüyor. Böylece, benzinli bir araç sahibi kilometre başına 14 Yeni Kuruş öderken, LPG’li araç sahibi için bu arakam 6.1 Yeni Kuruş’a ve dizel araç sahibi için ise 6 YKr’ye iniyor. Serkan
Aksüyek- Gözlem
Yorum Yaz