Başlığı bilerek “imparatorluk” diye attım, abarttım... Amaç “ilgiyi” bu noktaya çekmek ve Avrupa Birliği gibi bir “çıkmazdan” başka bir şey sorgulayamayan Türk kamuoyuna, “etrafındaki” gelişmeleri biraz göstermeyi denemek.
09 Mayıs 2008 08:58
Son bir haftadır Rusya’da neler olduğuna dikkat ediyor musunuz? 1999-2008 arasında petrolün 100 dolar sınırı aştığı dönemde değişen “Rus makro ekonomik” göstergelerini izliyor musunuz? İran’a saldırı potansiyeli ile 200 dolar sınırına dayanacak bir petrol fiyatı ile Rusya’da “neler olabileceğini” tahmin ediyor musunuz? Putin’in attığı imza ile “Rusya’yı küresel kan emicilere” kapatmasına ve dün yeni devlet başkanının “Rusya, İsviçre olacak” tezine dikkat ediyor musunuz? Peki Avrupa Birliği denilen yapının ekonomik çöküşün arifesinde olduğunu “görebiliyor musunuz”? Sevgili dostlar, yazdıklarımın “hepsine” sonuna kadar inanıyorum ve 1945-1989-2001 gibi, dünyanın yeni bir “eksen kaymasının” hemen öncesinde olduğunu düşünüyorum. Düşünüyorum ama “kafasını kuma gömen” ülkemde, “Avrupa Birliği yalanından” başka bir şeyi tartışmak mümkün olmadığı için, bu gerçekleri kamuoyuna anlatmam çok zor.
Peki ne oluyor?
Gayet basit ve net; yeni bir dünya düzeni ve yeni güç merkezleri ortaya çıkıyor. 2001’deki terör saldırısı sonrası değişen tez-antitez-sentez döngüsünde yani “diyalektik” içinde senteze doğru kayıyoruz ve “Amerika-Ortadoğu kaynaklı İslami terör” kurulumu yerini Amerika karşısında Rusya merkezli Rusya-Hindistan-Çin-İran döngüsüne bırakıyor...
Bu yapıya doğru kayarken son basamak ABD’nin İran saldırısı. Daha açık ifadesiyle; 1945 sonrası ortaya çıkan Amerika-Rusya diyalektiği, 1989 ile yerini ilk etapta “tek başına süper güç Amerika” tezine bıraktıktan ve sonra Amerika-Ortadoğu diyalektiğine döndükten sonra başlangıç noktasına doğru yeniden evrim geçiriyor ve ortaya yeni bir süper güçler “kapışması” çıkıyor. En ilginç noktada bu kapışmada Avrupa Birliği diye bir aktör yok ve asla olmayacak.
Peki Türkiye ne yapabilir ?
Yapacağımız çok açık; bu değişimi, yeni diyalektiği anlamaya çalışmak ve 1945-1960 arasında denenen, Menderes ve arkadaşlarının “idamı” ile sonuçlanan sürece doğru hamleler yapmak... Daha doğrusu bölgede Türk-Rus ortaklığı için çıkış yolları aramak. Rusya buna hazır mı diyeceksiniz? Dünya “oyuncusu” olmak isteyen Ruslar, bu “yolu” bizden çok daha net ve akılcı şekilde analiz edebiliyorlar.
Sonuç: Ana tez dağılmasın diye kısa keseceğim. Avrupa Birliği yalanından biran önce kendimizi kurtarır ve çevremizin, dünya düzeninin nasıl şekilleneceğini anlamaya çalışırsak, treni kaçırmayız. Şimdilik duruyorum, tezi sizler de lütfen sorgulayın, kaldığımız yerden devam edelim...
Not: Menderes’in ömrü yetseydi 1960 Temmuz ayında Moskova’da “Petrol Ofisi” ve “İş Bankası” nı Ruslar’a satmak ve “yeni tezi” başlatmak için randevusu vardı.
YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (3)
A.C. KARAMEHMETOĞLU [ 2008-05-10 07:38:12 ]
Doğru söz katarından belli olur
Sayın Yiğit´in bahse konu ettiği üst seviyede strateji değişikliği niyeti ve sonuçlarıdır. Küçük çatışmaların iyi yönetilmemiş basın halkla ilşkilerini, yavuz hırsız ABD nin uyanıklığını tartışmıyoruz. Konu dışı tartışılırsa; Kıbrıs harekatı K. Irak Operasyonu ile mukayese edilemez kanaatindeyim. Kıbrıs´ta askeri başarı ABD, BM, AB gibi aktörlerin etkisiyle siyasi başarıya tahvil edilememiştir. Irak´ın Kuzeyindeki Oprs. siyasi hedefleri destekleyecek şekilde halen devam etmektedir Sonuçlarını beklemelidir
Adil [ 2008-05-09 15:32:48 ]
karamehmet oğluna cevap
Diş politikada bağımsız guçlü danışman teziniz gercek değildir. Turkiye ırakın kuzeyıne yaptığı hava saldırılarında ilk neyi gordük havadan cekilen bombalama fotograflarını bu neyi gosterdi ABD ırak savasında ve ısrailın hamasa saldırılarında aynı goruntuler vardı. sonuçta ırakın kuzeyine operasyon bittiğinde dunya nerdeyse ABD operasyon yapmış gibi yayın yaptı turkiyede tartısma cıktı erken cekildik diye. Bağımsız dış politika böylemi olur 1974 kıbrsı bir okuyun bakın bağımsız polıtıkaya ulke guçune. Sevgiler
A.C.KARAMEHMETOGLU [ 2008-05-09 14:03:57 ]
Birbiri, adamı yer diri diri
Sayın DAVUTOĞLU´nun danışmanlığındaki dış politika; hiç bir süpergüce payanda olmadan, Sn Yiğitin analizini de içerecek şekilde yürütülmektedir. Ancak 1960 ihtilali ile kurumsallaşan, altımızı oyan burokrasini, yer altı teşkilatını (bugün yanlış isimlemdirilen) yaratan sistem henüz Türk halkının menfeatleri ve refahının önünde engel olmaya devam etmektedir. Tam başımızı kaldırdığımız bugünlerde kazanımlarımızı iç siyasi çekişmelerle kurban etmekle karşı karşıya bulunuyoruz. 960´la Ne büyük benzerlik değilmi
Yorum Yaz