Tarıma yönelmek artık tercih değil hayatın dayatması
Çin ve Hindistan gibi nüfus yönünden en kalabalık ülkelerdeki hızlı ekonomik gelişmenin yarattığı gıda talebi, petrol fiyatlarının yükselmesiyle bazı tahılların akaryakıt üretiminde kullanılması, küresel ısınma ve kuraklığın üretimi azaltması dünya gıda fiyatlarını tarihsel yüksek düzeylere çıkardı.
09 Mayıs 2008 08:48
Ana üretici ülkelerin pirinç ve buğday ihracatına yasaklama veya kısıtlama getirmesi de bu süreci iyice tetikledi.
Küresel finansal krizi önlemek amacıyla gelişmiş ülkelerde faizlerin düşürülmesi ve piyasaların merkez bankaları tarafından likiditeye boğması da gelişmelerden para kazanmak isteyenleri gıda piyasasına yöneltti. Fiyatlar daha yükseldi.
- Fiyatartışları- Sonunda gösteriler, protestolar oldu. Dünya Bankası ve IMF Başkanları da çarpıcı açıklamalar yaptı. Bunlar dikkatleri yeniden tarım sektörüne yöneltti.
Tarım ürünlerinden akaryakıt üretimi moda bir iş iken bir anda gözden düştü.
Türkiye'de gıda kıtlığını yaşamadık. Ama enerji ve diğer emtia fiyat artışlarıyla enflasyonu artıran üç temel faktörden biri oldu.
Üstelik fiyat artışlarının hemen durulması veya gerilemesi beklenmiyor. IMF hazırladığı raporda gıda fiyatlarındaki yüksek seyrin 2015 yılına kadar süreceğini tahmin ediyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Başkanı KemalDerviş de yine tarımın da etkisiyle küresel bazda bir enflasyonist dalga ile karşı karşıya gelindiğini söyledi.
- Madalyonunötekiyüzü- Tarım ürünlerindeki fiyat artışları, dünya stoklarındaki azalma veya kısmen kıtlık yaşanmasının insani, ekonomik, enflasyonist etkileri olduğu ve olacağı açık. Bunun bedelini, diğer ülkeler gibi Türkiye de ödemekten kaçamayacak.
Ancak madalyonun öteki yüzünde de fırsatlar var. BufırsatdaTürkiye'nintarımıyenidenkeşfetmesi,gerekenönemivermesi,yenidenkendikendineyeterlihalegelmesi,hattabirgıdaihracatçısıolabilmesidir. Bu potansiyel Türkiye'de var. Modern tarım çiftliklerinin kurulması, hayvan çiftliklerinin sayısının artması, tarımsal politikalarda son yıllarda pozitif değişikliklere gidilmesi sürecin başladığına işaret ediyor.
Türkiye'nin dünyada rekabet gücü açısından en önde görüldüğü iki sektör var. Biri turizm, diğeri tarım.
Son olarak TÜSİAD'ın tarım konusunda ikinci raporunu yayımlaması da sektörün Türk girişimciler tarafından keşfedilmekte olduğunun bir göstergesi olarak alınabilir. "Türkiye'deTarımveGıda" adını taşıyan raporda, "üretdeneüretirsenüret,üretdenasılüretirsenüret" devrinin bittiği belirtilerek şöyle denildi: "Türkiye'nindillerdendüşmeyentarımsalyapısorunukullandığıüretimfaktörleriyleilgilidir.
- Bunlardanbirincisi,işgücününbolamakalitesiveeğitimininçokdüşükolmasıdır.
- İkincisisermayeninyokdenecekkadaryetersizolmasıdır.
- Üçüncüsübolamadoğalverimliliğidüşüktopraktır. Düşükmaliyetlekaliteliüretimiçineksiksermayenin(teknoloji)tamamlanması,verimli(eğitimli)işgücü,doğruüretimmiktarı(işletmebüyüklüğü)gerekmektedir. Bununpazarlamakolaylığıvealtyapıyatırımlarıyladesteklenmesikaçınılmazdır."
- Tercihdeğildayatma- 10 yıllardır ihmal ettiğimiz, sorunları biriktirdiğimiz gıda sektöründe atılım yapmak, yeniden yapılanmak, ortaya bir vizyon ve strateji koymak artık bir tercih olmaktan çıkmış, hayatın ve dünyanın bir dayatması haline gelmiş.
Yorum Yaz