09 Mayıs 2008 11:39
Hani Ajda’nın da söylediği “O Benim Dünyam” parçasına anlamlı sözler yazmışlar. İki kadın deliler gibi mutlu bir şekilde o şarkıyı yeni dizelerle söylüyorlar: “Perdeme bakarım ben... Renklenir günüm hemen... Severim nevresimimi... Deseni anlatır beni... Yatak örtüm duvak gibi... Evimde mutluyum ben... Yok hiçbir şeye değişmem... Havluları katlarım... Bornozları koklarım... Ruhuma yer açarım... Evimde mutluyum ben...”
Birazcık kafası çalışan bir kadın açısından ‘mantık’ ve ‘bilinç’ ışığında baktığınızda, iler tutar tarafı tabii ki yok... Ancak...
TAÇ reklamı için geçtiğimiz günlerde şöyle demişiz:
“Bazı kadınlar bu reklam türlerini ciddiye alıp tepki koyuyorlar. Deterjanına âşık olan; yeri temizlerken, toz alırken zevkten kendilerinden geçen; yemek pişirirken, çamaşır yıkarken dünyanın en mutlu insanı oluveren kadınlar üzerine kurulu reklam filmleri onları feci rahatsız ediyor. Bu filmleri gören kadınların ânında özgürlüklerini yitireceklerini düşünüyorlar.
Oysa ‘absürd’ (uyumsuz, saçma), dikkat çekmek üzerine kurulu bir ifade biçimi herhalde... Reklamda, en sık kullanılan yöntemdir.
ÖTelaşa gerek yok hanımlar!... Kendinize güvenin siz. Reklamları düzeltmeye, beğenmediğiniz her şeyi yasaklamaya kalkmayın... Yoksa (Yasaklamakla) öncelikle kocalarınızı, çocuklarınızı mutsuz edersiniz. Sonra da kendiniz mutsuz olursunuz...”
Ayrıca bir konuyu da ima etmişiz: Bu reklamlar hedef kitleleri üzerinde etkili oluyorlar. Hanımlar da ne hikmetse, bu reklamları ‘absürd’ bulsalar da ürünleri gidip alıyorlar...
Dün zehir zıkkım bir e-posta gelmiş Elvan Demircioğlu Hanım’dan. Demiş ki:
“Ali Saydam Bey, sizi şahsen de tanıdığım için yazmış olduğunuz yazıya anlam veremedim. Pardon bir tek Taç reklamını yapan sizin şirketiniz mi bunu bilmiyorum. Eğer öyleyse tabii savunacaksınız. (TAÇ’ın hiçbir zaman reklamlarını biz yapmadık. Bu sonuncusuyla da hiçbir ilgimiz yok)
Ali Saydam Bey, asıl siz korkmayın (veya korkun!) kadınlar kendine güveniyor. Sadece ‘erkeklere’ güvenmiyor. Beğenmediği şeyi değiştirme / yasaklama alışkanlığı sadece erkeklere özgü bir davranış, kadınların öyle bir derdi yok. Bir de tehdit savurmuşsunuz: önce kocanızı ve çocuğunuzu mutsuz edersiniz, sonra da kendiniz mutsuz olursunuz diye. Ali Bey, size öğretmediler mi (mutlaka öğretmişlerdir de bunu taktik gereği yapıyorsunuzdur)? Önce kendi mutlu olan insan başkasını mutlu eder. İnsan önce kendi mutsuz olursa kocasını da çocuğunu da mutsuz eder. Ayrıca kadının tek derdi, kocasını çocuğunu mutlu etmek değildir. Tıpkı erkeğin olduğu gibi. Kültür ve değerleri karıştıran kadınlar değil. Kadınlar, vefa duygusunu, saygıyı, sevgiyi, dostluğu ortadan kaldırmak istiyor çıkarımınızı çok talihsiz ve maksadını aşmış bir yargı olarak değerlendiriyorum... Erkekler olarak değişime kapalı ve sıfır esnek yapılarınız, en küçük değişim girişimlerini bile panikle karşılıyor. Ve bu panik bakın size bile neler yaptırmış.”
Ben konuya ‘erkek’ olmaktan çok ‘iletişim uzmanı’ olarak bakmıştım... Tahammülsüzlük, sübjektiflik, reel politikadan bihaber olmak erkeklerde mi kadınlarda mı daha fazladır acaba?.. Hiçbir zaman üst üste gelmeyen ‘Hakikat’ ve ‘Gerçekliğin’ çatışma noktalarını neden ıskalarız?.. Kafam iyice karıştı...
Yorum Yaz