Kur Hesaplama
Alman hastanesine kardeşler geliyor
Universal Hospital Groups Başkanı Dr. Azmi Ofluoğlu Çamlıca'da yeni bir hastaneyle birlikte 83 kuruma 32 kurumun daha katılacağını söyledi.

HASTANELER KRALI OLDU

Alman hastanesine kardeşler geliyor

17 09 2007 14:30

Jale Özgentürk / Referans

Yabancı sermaye ortaklıklarına da halka açılma konusuna da pozitif baktığını söyleyen Universal Hospital Groups Başkanı Dr. Azmi Ofluoğlu, sağlık alanında hizmet veren 83 kuruma, önümüzdeki dönemde Güneydoğu Anadolu ağırlıklı olmak üzere 32 kurum daha ekleyeceklerini açıkladı.

 Yeni açacağı İstanbul Çamlıca Hastanesi’nin koltuklarından mimarisine, hasta yataklarından refakatçinin çalışma odasına kadar her şeyini eşi Arzu Hanım’la birlikte belirleyen, Universal Hospitals Group Başkanı Dr. Azmi Ofluoğlu bugünlerde bu hastaneyle birlikte 8 hastaneyi aynı anda açacak olmanın heyecanını yaşıyor.

Aralarında Vatan ve Alman Hastanesi’nin de bulunduğu 82 sağlık kuruluşunun sahibi olarak “Hastaneler Kralı” lakabını hak eden Ofluoğlu, bundan sonra dünyanın sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyan bütün bölgelerine yöneleceğini anlatıyor.

Bu bölgeler arasında Arnavutluk’un başkenti Tiran ve Lübnan’ın başkenti Beyrut da bulunuyor. Ofluoğlu’nun Türkiye’ye ilişkin hastane projeleri içinde ise Güneydoğu Anadolu öncelikli bir yer tutacak. Bir banka reklamına gönderme yapan Ofluoğlu, “Sadece karlı değil, karlı bölgelere de yatırım yapıyoruz” diyor.

“Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye’de çağ açıp çağ kapatacak önemde bir devrim gerçekleştirdi"ğini belirten Ofluoğlu, sağlık alanında istismarların hem sağlık hizmeti verenlerin, hem de alanların alışkanlıklarından vazgeçmesiyle çözülebileceğini vurguluyor. Ofluoğlu ile açılışa hazırlanan ve ünlü moda evi Versace’nin tasarımıyla döşenen İstanbul Çamlıca Hastanesi’nde görüştük.

 Nasıl hastane sahibi oldunuz?

Aksaray’da çok güzel bir polikliniğim vardı. Orayla başladık. Grevler nedeniyle 119 ortaklı Vatan Hastanesi sıkıntıya düşünce ben satın aldım. 19 ay kapalı kaldı. Biz çıktık. Biraz deli doluyduk. Orada biraz başarılı olunca, iyi hizmet vermeye başladık. İş Bankası’nın reklamı gibi sadece karlı yerlere değil karlı yerlere de sağlık hizmeti götürdük. Bugün Sudan’a bile hastane açacağız. Beyrut, Tiran gibi sağlığa ihtiyacı olan bölgelere de gidiyorum. Para kazanma değil, daha çok hizmet vereceğim bölgelere gidiyorum.

 Ailenizin hikayesi nedir ve sağlık alanında öğrenim gören başka kişiler de var mı?

Ailem Kafkaslar’dan, önce Trabzon’a sonra da Akçaabat’a göçtü. Tüccardı. Çok çocuklu bir aileyiz. Toplam 11 kardeşiz. Benim de 5 çocuğum var ve dördü doktor. Şimdi de yeğenlerim doktor oluyor.

 Siz hekimlik yapmadınız herhalde?

Önceleri yaptım, sonrasında kurum büyüdükçe, iş yoğunluğundan mümkün olmadı ama tüm sistemin bilirkişisiyim. Her şeyi bilmek zorundayım. İşinin çıraklığını bilmezsen, patronu da olamazsın...

 Hastane sayınız nasıl arttı?

Türkiye’de bir şeyde başarılı olursan bunu da yap derler. Bana da bu alanda başarılı olunca, çok sayıda teklif geldi. Şimdi bu kulvarda koşuyoruz. Sağlık kuruluşu olarak hizmet veren 83 tane kurumum var benim. Önümüzdeki dönem için 32 kurum daha açmayı planladık. Bunlardan 8’ini bir anda açacağız. Bir iki ay içinde Tiran, Kuşadası, Malatya, Diyarbakır ve üçü Adana’da biri de Çamlıca’da olmak üzere. Şimdi Güneydoğu Anadolu’ya gidiyoruz ağırlıklı olarak. Oraların ihtiyacı daha fazla. İyi teknolojiye ihtiyaçları var. İyi altyapı olacak, iyi insan kaynağı olacak.

 Bir hastane kaça mal oluyor?

Bunların maliyeti 35 milyondan 70 milyon dolara kadar ulaşıyor. Hastanenin büyüklüğü ve teknolojisine göre değişiyor. Bunlara iyi para yatırdık.

 

Sağlık kurumlarında da konsept değişiyor galiba?

Konsepti çok değiştirdik. Son konseptimiz; pastel ve hastane içlerini sırf beyaz olacak. Beyaz şeffaflıktır, güzelliktir. Bunu kabul ettirene kadar akla karayı seçtik. O kadar çok uğraştım ki! Personelimiz, hekimler istemiyordu. Bunun dışında Versace kullanıyoruz. Yurtdışından geliyor çoğu malzeme.

 Versace’yle nasıl buluştunuz. Biraz gösterişli diye mi seçtiniz?

Versace’yi seviyorum ben. Zıt rengi yok. Pastel renkler çok hoşuma gidiyor. Gösterişli değil. Hasta demek, itilen kakılan insan demek değildir. Dünyadan vazgeçmiş insan demek hiç değil. Evinde hissetmeli kendini. Mesela Taksim’de Alman Hastanesi’nde yaşıyoruz bunu. "Hiç hastaneye benzemiyor" diyorlar.

 Sadece hastalar için yapmıyoruz burayı. Hastane, refakatçiyi de düşünmelidir. Hastane imajım farklı benim. Benim için hasta demek sadece ilaçla tedavi edilen kişi de demek değil. Tıbbi tedavinin yanında bir de duygusal tedavi var. Tedavi daha çok etkili olsun diye. Örneğin Çamlıca’da 170 metrekare odalarımız var. Bu odalarda 3 çocuklu bir aile istediği kadar kalabilir.

 Maliyetini karşılamak kolay mı?

Pahalı değil, herkesin kendince maliyetini karşılayabileceği seçenekler var bu hastanede.

 Çamlıca’daki hastanede VIP bölümler de olacak değil mi?

Ben insana VIP gibi bakmıyorum. İnsana insan gibi bakıyorum. Benim MR’ım, CT’im hiçbir zaman biri güzeldir biri çirkindir, biri zengindir, biri yoksuldur diye çekmiyor ki. Hep aynı çekiyor. Burada herkese hizmet vereceğiz. Aşağıda fakiri de zengini de kalacak. Oda farkı o kadar olmayacak. Buraya iyi hizmet almak isteyen her kimse gelecek. Devletin adamı da gelecek, sosyal güvenlik olanağı olan da olmayıp parası olan da herkes gelecek.  

 Türkiye’de özel hastanelerin sayısı çok arttı. Özel Hastaneler Derneği’nde de başkanlık yaptınız. Bu kurumlara yönelik denetimler nasıl?

Var elbette. Yeni hükümetimiz sağlık bakanlığımız sağlığa çok önem verdi. Denetlemesi de çok güzel. Biz kendi hastanelerimizi gelip, gece denetleriz. Onlar da gece gelip denetliyor. Herhangi bir hasta gibi gelip acile müracaat ediyorlar. Bu bizim için de çok iyi. Sonra sabah geliyorsunuz ve Sağlık Müdürlüğü, "Gece gelip, sizi denetledik" diyor. "İyi hizmet verdiniz" diyor bize, bir başkasına da "Kötü hizmet verdin" diyordur belki de! Devlet güzel bir uygulama yaptı. Sağlığın sınıfını kaldırdı. Zengin iyi yerde, fakir kötü yerde tedavi görmüyor artık. İsteyen istediği yerden hizmeti alabiliyor. Bu çok güzel bir şey. İstediği hekimi, istediği hastaneyi, istediği bölgeyi, insan eşini seçer gibi seçebiliyor. Bu sağlık hizmeti veren ve alanlar da sistemi bazen istismar edebiliyorlar.

 Bu kadar hastane olması ve rekabet ortamı sistemi istismarı artırıyor mu?

Bu bir yarış kulvarı. İyi olan ya kulvardan çıkacak ya da iyi kötü devam edecek. Ancak bu alanda da iyisi ve kötüsü birbirinden ayrılmak mecburiyetinde. Başarılısı başarısızı, işini bilen bilmeyen ayrılmak mecburiyetinde. Denetimler de onu sağlayacak, sağlık hizmetini iyi vermeyeni sistem zaten itecek.

 

Bir başka eleştiri de hastanelerde teknoloji konusunda aşırıya kaçıldığı biçiminde. MR sayısı çok fazla deniyor, tomografi sayısı vb? Daha çok gelir elde etmek için hastalara bu testlerden çok fazla yaptırılıyor deniyor. Bu nasıl düzeltilir?

Bunun düzenlenmesi tabi çok zor. Bu öncelikle bir vicdan meselesi. Bunun en güzeli şöyle olur; Avrupa’da da var olan bir uygulama bu, hekim en muhtemel teşhisi koyuyor sonra o teşhis doğrultusunda tetkik isterse, dediğiniz testlerden bazıları uygulanır. Ancak tomografisi, MR’ı, CT’si hepsi birden olmaz. Çünkü bunları her yaptığınızda bir zararı da var hastaya. Hem fiziksel, hem de psikolojik. Örneğin MR veriyorsunuz, klostrofobisi varsa korkuyor. Biraz daha ıslah olursa bu alan bir sorun kalmaz.

 

Sistem de mi bunu getiriyor?

Sistem de bunu getiriyor ama bu "Tatlı Cadı" diye bilinen Samantha gibi burnunu oynatarak bir şeyleri hemen değiştiremiyorsun. Alışkanlık var, bir sistem var 70-80 milyon insanımız var, bunu bir anda halledemiyorsun. Ancak azar azar ama iyi bir mesafe alındı.

 

Sağlık alanında yasalar değişti, tam bir devrim yaşadı Türkiye. Nasıl değerlendiriyorsunuz bunu, neler eksik kaldı?

Güzel bir devrim yaşadı Türkiye. Sağlık Bakanlığı bir çağ açıp çağ kapatacak önemde bir devrim yaptı. Eksik olan, bizim daha iyi niyetli olmamız. İnanın onun dışında bir eksiğimiz yok. İstismarı hizmeti alan da veren de yapmazsa, bu durumu ıslah edebilirsek, tek eksiğimizi kapatmış oluruz. Türkiye’deki tıp inanın batıdan çok daha ileride. Batıda tıp gerileme döneminde, bunu gidip görebilirsiniz. Biz çocukluktan itibaren büyütülürken batı namusludur, akıllıdır, zekidir gibi büyütüldük ama öyle değil.

 

Orada sağlık hizmeti almak çok zor değil mi?

Zor olduğu gibi teknolojiyi de bizim gibi kullanmıyorlar.

 

Yeni bir takım yasal değişiklikler olacak. Onları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet, örneğin full time geliyor. İstismarların cezasını da herkes çekiyor. Biz aslında kendimizi ıslah etsek, bakanlığın o tür tedbirler almalarına gerek kalmayacak.

 

Doktorların da bu ıslahtan pay alması gerekli mi?

Hastaya saygıdır esas olan. Bunun için kapıda tekerlekli iskemleyle hastayı karşılayanından hekimine, kayıt elemanına ve hastane sahibine kadar herkes var. Bunun için herkesi suçlamıyorum. Bu istismarı birkaç kurum yapıyor, bunun önü kesilemeyince de cezalandırılarak başka bir tedbir alarak çözüm buluyor.

 

İnternet çağında hastalar da daha bilinçli ama?

Elbette. Artık hasta eski hasta değil. Size gelirken öyle bilinçli geliyor ki. İnternetten teşhisini koyup geliyor. Bu da çok hoşumuza gidiyor. Çünkü hastanın istismar edilmesinin önü kapanıyor.

 

Peki, siz kendi kurumlarınızda bu istismarlara karşı ne önlem alıyorsunuz?

Biz hekimin işine karışmıyoruz. Zaten siz hekimin işine karışmazsanız ve istediği filmden, tetkikten ona pay, yüzde vermezseniz bu sıkıntıları yaşamazsınız. Ben vermiyorum, hiçbir hastanemde vermiyorum. Benim bütün kuruluşlarıma bakabilir ve bunu sorup, doğrulatabilirsiniz. Müşteri iyi hizmet almadığı bir yere kuyruk halinde gitmez.

 Sistem aile hekimliğiyle başlamalı değil mi?

Aile hekimliğiyle başlarken de o kaygıyı koruman lazım. Ondan sonra o aile hekimi yönlendirme yapmayacak. Aile hekimi de çok adil, dimdik duran bir adam olmalı. Yoksa o gelenlerin hepsi hasta olmayınca. Komşusuna ilaç yazdırmak için kendi geliyor. İlacı yazdırıp komşusuna veriyor. Bunu konuşurken bu bizde yani özel hastanelerde çok olmuyor.

Yine kendimizi ıslah etmemiz lazım ama herkes değil. İçimizde dürüst çalışan çok kurum var ama çürük elmalar da var. O elmalar da bütün sistemi etkiliyor. Hiç kimse kendisine 40 yıl sadık kalıp, bir saatliğine aldatan eşini affetmiyor. Herkes o bir saati anlatır, 40 yılı değil. Bizim yapımız o. Bu alanda da öyle. Çok güzel sağlık hizmetleri veriliyor, bir sefer yanlış yaparsanız, bütün o 40 yıllık hizmetin üzerine o bir saatlik yanlış çöküyor. Bu yüzden hata yapma şansımız yok!

 Genel sağlık sigortası geliyor, ondan sonra ne olur?

Güzel bir şey oluyor ama ondan sonrası için hep altını çizdiğim gibi inşallah hizmeti alan veren hep ıslah edilmiş olsun. Demin söylediğiniz gibi MR, CT çok çekiliyor dediniz ya öyle değil. Ben hep iyi niyete davet ediyorum, Hipokrat yeminine ama buna uyan çok ama uymayan da var. Bizim tüm çabamız, bir saat 40 yılı götürmesin diye.

 

Sağlık turizminde şansı nedir Türkiye’nin?

Orada çok büyük bir pay var. Sağlık turizminde özel hastaneleriyle, devlet hastaneleriyle, termal tesisleriyle büyük bir şansımız var. Batıdakiler de "Doğuya güven yok" diye büyütüldüğü için, bize şu anda hasta gönderimini devlet kanalıyla yapmıyorlar ama bizzat kendiliğinden gelen yabancı çok. Mesela Alman Hastanesi’nde de yabancılar için bir masamız var. Epey hasta geliyor. Saysak küçümsenecek gibi değil.

 Yüzde olarak nasıl?

Alman Hastanesi’nin toplam hasta sayısının yüzde 10-15’i yabancı hastalardır.

 

Nerelerden geliyorlar?

Her yerden. Kenya’dan geliyor. Etiyopya’dan bile geliyor. Bir bakıyorsun ABD’lisi, burada turistken geliyor. Gidiyor komşusuna, ben çok memnun kaldım diye anlatıyor. Her alandan geliyorlar. Kalp ameliyatı olmaya bile geliyorlar.

 Fiyatlarınız da yurtdışına göre daha uygun herhalde?

Elbette fiyatlarımız onların kendi hastanelerine göre çok daha uygun. Ancak bu sadece fiyatlarla oluşan bir müşteri bağlılığı değil.

 Neler yapılması lazım yabancı hasta sayısını daha da artırabilmek için? Tanıtım mı lazımdır örneğin?

Öncelikle Almanya var, Avrupa Birliği’nde. Onların Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile yapılan bir anlaşma var. Buraya gelenler SSK’nın fiyatlarıyla, onların oraya gidenler de aynı biçimde ücretlendirliyor. Sonra kim ne kadar baktıysa mahsuplaşılıyor. Bu sistemi biz delemedik. Ancak hasta bize geliyor, faturasını alıyor sonra ülkesine gidiyor, ödediği parayı geri alıyor. Ama böyle anlaşma yapıp da oradan hasta getirmeyi daha başaramadık. Çalışıyoruz ona da.

 

Sizin için hastanelerde bir uzmanlaşma olacak mı? Şu kalp hastalıklarıdır, bu gözdür gibi?

Kalp hastanemiz var, göz hastanemiz var ama bir hastanede ağırlığı ancak hekimin yapısıyla oluşturuyorsunuz. Ve biz her hastanenin her bölümünde, cildiye dahil en son teknolojiyi kullanıyoruz. Ama ondan sonra ağırlık hekime kalıyor. Hekimin başarısına, becerisine, insan ilişkilerine kalıyor. O dalı alıp ileriye taşımak, meşhur etmek hekime ve personelinin maharetine kalıyor.

 

Sağlık sektörüne yabancı yatırımcılar da ilgi göstermeye başladı. Siz nasıl bakıyorsunuz?

Yabancı sermaye ortaklıklarına pozitif bakıyorum. Halka açılma konusuna da. Paraya ihtiyacımız olduğundan değil. Nedeni bu ortaklıkların şirketleri şeffaflaştırması. Türkiye’de aile şirketlerinin durumu malum. Bu konuda olumlu düşünmemin nedeni de, bu kurumların satılırken, değerini bulması. Bu yüzden hem yabancı ortağı hem de halka açılmayı düşünüyorum. Şimdiden gelip gidenler var ama biraz daha zaman alacak.

 

Tedavi için Türkiye’den yurtdışına giden zenginlerimiz çoktu eskiden. Bu oran düştü mü sizce?

Gene gidenlerimiz yok mu, var. Aslında bugün Amerika’ya gidiyorsunuz Amerikalı doktor bulamazsınız orada. Bir de bizim Türk olarak bir yapımız var. Başına bir hal gelirse, onu arkadaşı bilsin istemiyor. Komşusu, bazen ailesi, hanımı bile bilsin istemiyor. Buralara gitmenin sebepleri arasında en çok bu var. Aman komşum duymasın, aman arkadaşım duymasın diye. Bu şartlarda, Türkiye’den birinin yurtdışına tedavi için gitmesine hiç ihtiyaç yok. Öyle güzel hekimler var ki Türkiye’de, öyle güzel teknoloji var ki anlatamam. Özel hastanelerde, devlet hastanelerinde, üniversite hastanelerinde çok ileri teknolojimiz var. Ben iki ay önce Fransa’da bir hastane gezdim ve gezmeyi bırakıp çıktım. Teknoloji perişan, her yerleri perişandı. Türkiye’de çok güzel şeyler var ama bizim özgüvenimiz eksik.

 

Dr. Azmi Ofluoğlu kimdir


Universal Hospitals Group Başkanı Dr. Azmi Ofluoğlu, 1972'de küçük bir poliklinik ile sağlık hizmeti vermeye başladı. 1977'de Aksaray Vatan Hastanesini satın aldı ve hastaneler zincirinin ilk halkasını oluşturdu. 1994'te de Alman Hastanesi gruba dahil oldu. Ofluoğlu Ailesi’nde 5 tane hekim var. 5 çocuğu bulunan Azmi Ofluoğlu’nun 4 çocuğu da doktor. Özel Hastaneler Derneği(OHSAD) Yönetim Kurulu Üyesi olan Ofluoğlu, sağlık yasalarının oluşumuna Özel Hastaneler Derneği adına bizzat katkıda bulunuyor ve bu çalışmaların diğer sağlık kuruluşları ile koordinasyonunu sağlıyor.  Sahibi olduğu Universal Hospitals Group, 8,500 çalışanı ve 1,300 doktoru ile, 83 sağlık kuruluşundan oluşan, Türkiye'nin en büyük hastaneler zinciri. Grubun hastanelerinden bazıları şunlar: Çamlıca Alman, Alman Galata Kliniği, Bahçeşehir Medical, Aksaray Vatan, Kadıköy Vatan, Avcılar Vatan, Bursa Vatan, Karabük Vatan, Merter Vatan, Tepebaşı Jeremy Vatan, İzmir Ege Sağlık Hastanesi.  
 

 


YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (4)
 ahmet kaçmaz [ 2008-06-23 21:32:25 ]
kuşadası hastanesi
elinize sağlık, merak ediyorum hizmete açılacağını görecekmiyiz.
 nazmiye endürüst [ 2008-06-01 23:26:27 ]
hastane açılışı
kuşadasında açılacak hastaneniz ömrümüze ömur katacaktır saygılar
 zehra akalın [ 2008-05-17 15:43:04 ]
helal olsun
Saglık alanında sizin gibi birileri olduğu için gurur duyuyorum... BASARILANIZIN DEVAMINI DİLERİM...
 halil çavuş [ 2008-03-23 11:04:32 ]
ofluogluna
böyle düşünen böyle uygulamaları olan birinin sadece eli öpülür....umarım kuşadasındaki hastanesinide bir an önce açarlar..allah utandırmasın

Yorum Yaz



İbrahim Kahveciİbrahim Kahveci
Yeni Şafak
Eser KarakaşEser Karakaş
Star Gazete
Ercan KumcuErcan Kumcu
Hürriyet
Metin MünirMetin Münir
Milliyet
Uğur GürsesUğur Gürses
Radikal
Eyüp CanEyüp Can
Referans
Şahin NursaçanŞahin Nursaçan
Rotahaber
Ayson KarabağAyson Karabağ
Rotahaber
Habergrup.com | Cafesiyaset.com | Newstime7.com | Tümspor.com | Ekoyol.com